Bahabey caddesi sinema meydanı Yavruturna mah, cengiz topel cad. No: 2/B Erdem Apt B blok Çorum/Merkez

Dünya’nın Sonu Ve İsa Mesih’in İkinci Gelişi Nasıl Olacak ?

Dünya’nın Sonu Ve İsa Mesih’in İkinci Gelişi Nasıl Olacak ?

Dünya'nın Sonu

Herbirimizi çok yakından ilgilendiren, bu önemli bir konuyu merak ediyoruz değil mi?

Gelecekte olacak şeyler, İsa Mesih’in ikinci gelişi ve dünyanın sonu. Herbirimiz, dünyadaki ani değişikliklere, vahşetlere, savaşlara, uluslararası kargaşalıklara ve çevremizde olup biten gizemsel olaylara bakarak, kendi kendimize hemen soruyoruz:

“Dünyamız böyle nereye gidiyor?“,
“Gelecekte neler olacak?“,
“Bizleri ve dünyamızı bekleyen olaylar nelerdir?“, 
“Kıyamet veya son nasıl olacak?” vs..

Bu sorular çok önemli olup, şüphesiz güvenliğimiz ve mutluluğumuz açısından doğru bir şekilde yanıtlanması gerekir. Doğru yanıtı bulmak için bizler medyumlara, büyücülere, facılara, ruhçulara veya gazetelerdeki horoskop köşelerine değil, yine Yaratıcı’mız Tanrı’ya ve O’nun Sözü olan Kutsal Kitap’a yönelmeliyiz. Çünkü gizemli geleceğin anahtarı yalnızca Tanrı’dadır. O, gelecekte olacak her şeyi, tüm incelikleriyle apaçık görmekte ve yarattıklarının yararı için de bunları, Kutsal Kitap yoluyla insanlığa açıklamaktadır. Kutsal Kitap’ta okuduğumuz gibi yalnızca Tanrı:

“Sonu başlangıçtan ve henüz olmayan şeyleri kadimden bildiren”dir (İşa. 46:10)

Kesin olarak biliyoruz ki Tanrı’nın insanlık için öngördüğü kurtarma planı veya programı bir gün tam olarak sonuçlanacak ve son sözü söyleyen yine Tanrı olacaktır. Tanrı’nın bildirdiği ve olacak dediği herşey aynen gerçekleşecektir. Bizzat Tanrı bu konuda şu güvencede bulunur:

“Öğüdüm duracak ve bütün muradımı yapacağım… evet, Ben söyledim ve yerine getireceğim; Ben tasarladım ve onu yapacağım.” (İş. 46:10-11).

İsa Mesih de şunları bildirir:

“Gök ve yer geçecek ama benim sözlerim geçmeyecektir.” (Mat.24:35).

“Bunların yerine gelmesi gerektir.” (Mat. 24:6).

Bu nedenle geleceğin Efendisi ve Egemeni olan Tanrı bizlere şu çağrıda bulunur:

“Gelecek şeyleri Ben’den sorun.” (İş. 45:11).

Unutmayalım ki, Tanrı’nın bunları bizlere açıklamasının başlıca amacı, bizlerin merakını gidermek değil, tam tersine gelecek tehlike ve yıkımları görerek uykudan uyanabilmemizi ve daha şimdiden geleceğimizi tam bir güvenlik altına alabilmemizi sağlamaktır.

Çünkü Tanrı insanları uyarmadan veya “peygamber kullarına sırrını açmadıkça bir şey yapmaz.” (Ams. 3:7).

Tanrı her defasında önce uyarmış, daha sonra da yargısını itaatsiz insanların üzerine boşaltmıştır.

Nuh tufanı, Sodom ve Gomora yargıları bu gerçeğin açık örneklerindendir. Dua ve dileğimiz budur ki, inceleyeceğimiz bu konu, düşüncenizde sadece bir teori olarak kalmaz, yaşam ve yüreğinize akarak yaşamınızı tümden değiştirip, gelecek için kendinize “iyi bir temel hazırlamanıza” yardım eder (1Tim. 6:18).

İSA MESİH’İN İKİNCİ KEZ DÜNYAYA GELECEĞİ BİR GERÇEK MİDİR?


Evet bu bir gerçektir. Bu inanış Kutsal Kitap’ın temel bir öğretisi olup, Mesih İnanlılarının başlıca ümididir. Bu dönüş aynı zamanda Tanrı’nın başlangıçtan beri hazırlayıp yürürlüğe koyduğu “kurtarma planının” odak noktasıdır. İsa Mesih bu dönüşüyle, bundan iki bin sene önce başlamış olduğu kurtarma işini kesin ve tam bir şekilde evrensel çapta bütünleyip noktalayacaktır. Yine bu şekilde, insanlığın içinde bulunduğu acı duruma tam ve kesin bir çözüm sunacaktır. Mesih’in dönüşünü içermeyen gerçek bir Mesih inancı asla düşünülemez. Aksi durumda bu bitirilmemiş ve çatısı olmayan bir eve benzer. Evet, bu temel bir inanç olup uydurulmuş bir efsane değildir, güvenmemiz ve bağlanmamız gereken Tanrısal bir gerçektir.

Çünkü bizzat İsa Mesih açıkça ikinci kez yeryüzüne geleceğini bildirmiştir: 

“O zaman İnsan’oğlunun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek. İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.” (Mat. 24:30, Yu. 14:3; 21:22 vs.).

Madem ki İsa Mesih’in ölümü, dirilişi vs..ile ilgili birçok bildirileri açık bir şekilde gerçekleşti, dönüşüyle ilgili bu sözleri de mutlaka gerçekleşecektir.

Melekler de Rab İsa Mesih’in ikinci geliş gerçeğini vurgulamışlardır:

“Melekler ‘Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?’ diye sordular. Sizden göğe alınan bu İsa, göğe gittiğini nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.” (Elçi.1:11)

İsa Mesih’in öğrencileri de açıkça aynı gerçeği ilan ettiler:


“Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Ve oradan Kurtarıcı olan Rab İsa Mesih’i bekliyoruz.” (Fil. 3:20).

“Bütün bunlar, Rab İsa ateş alevleri içinde güçlü melekleriyle gökten gelip göründüğü zaman olacak.” (2.Sel.1:8 vs.).

“Mesih birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.” (İbr. 9:27).

İSA MESİH’İN İKİNCİ GELİŞİ NASIL OLACAKTIR?

Belki hemen yerinde olarak “Mademki İsa Mesih gelecek, o halde bu nasıl ve ne tarzda olacak? diye kendi kendine sorabilirsin. Önemli ve yerinde bir soru. İlk olarak hemen belirtelim ki İsa Mesih’in ikinci gelişi kişisel ve görünür bir tarzda gerçekleşecektir. Bizzat İsa Mesih bütün insanların kendi dönüşünü göreceğini bildirdi:

“İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.”(Mat. 24:30). 

Elçi Yuhanna da Esinleme 1:7‘de şöyle der:

“İşte, bulutlarla geliyor! HER göz O’nu görecek ve O’nun için dövünecekler.”.

Melekler de Mesih’in bu kişisel ve görünür gelişine tanıklık etmişlerdir:

“Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.” (Elçi. 1:11).

Mesih dirildiği, yüceltilmiş bedeniyle geri dönecektir. Bu nedenle “Mesih 1868 veya 1914 tarihinde görünmez olarak geldi.” diyen Ruhçular (Spiristçiler) ve Yehova Şahitleri bu konuda ciddi bir yanılgı içindedir.

İkinci olarak İsa Mesih’in geri gelişi yeryüzümüz üzerine, büyük bir görkemle, melek ve kutsal kişilerin (kilisenin) eşliğinde olacaktır (Mat. 25:31; Esin. 19:11-21).

Bu olay dünya tarihimizin en çarpıcı, en görkemli ve en devrimsel olayı olacaktır. Mesih’in yeryüzüne ilk gelişi çok basit ve halim bir şekilde oldu. Ama ikinci gelişi bundan tamamen farklı olacaktır.

Mesih, büyük bir ihtişam ve görkemle “Kralların KRALI ve Rablerin RABBİ” olarak gelecektir. Dünyanın kralları, başkanları ve tüm yöneticileri bu defa O’ndan titreyecek, dizlerinde güç kalmayacaktır.

Kutsal Kitap’tan çıkarmış olduğumuz diğer bir gerçekte, İsa Mesih’in bu ikinci gelişinin iki aşamalı bir geliş olacağıdır. Mesih, ilk aşamada tam olarak yeryüzüne inmeden, kendisini bekleyen imanlılar topluluğuyla “havada” toplanmak için gelecektir (2Sel. 2:1). “Kilisenin göğe kaldırılması” olarak da bilinen bu olay ani bir şekilde olacaktır.

İkinci aşama ise İsa Mesih’in bu “havadan” görkemle, kilise ve meleklerinin eşliğinde Armagedon savaşında kişisel ve görünür bir tarzda yeryüzüne gelişi veya inişi olacaktır. Bildirmiş olduğumuz gibi Mesih’in gelişinin bu ikinci aşamasını “her göz görecektir.” Aslında bu geliş, iki aşamada gerçekleşen tek bir geliştir. Kutsal Kitap yazıldığı zamanlarda herhangi bir kral, bir ülkeyi ziyarete geldiğinde, ilk önce bu ülkenin temsilcileri, kral henüz ülkeye girmeden dışarı çıkar, dışarda kralı karşılar ve daha sonra da kral ile birlikte törenle ülkeye girerlerdi. Mesih’in ikinci gelişi de işte buna benzer olacaktır (Mat. 25:6).

O, ilk önce daha yeryüzüne inmeden, havada kilisesiyle karşılaşacak veya toplanacak, daha sonra da bunu kiliseyle yeryüzüne görünür gelişi takip edecektir (1.Sel. 4:17, 2.Sel. 2:1).

Bu iki aşamalı tek geliş görüşü aynı zamanda Kutsal Kitap’ ın İsa Mesih’in ikinci gelişi hakkında yapmış olduğu ve ilk bakılışta çelişki gibi görünen birçok ayetlerini de daha iyi bir şekilde anlamamıza yardım etmektedir.

Örneğin bir yerde İsa Mesih’in ikinci gelişine birçok işaretler sıralanırken (Mat.24-25), başka yerde hiçbir işaretten söz edilmeksizin, bu gelişin aniden, birdenbire ve umulmadık bir anda olacağı vurgulanır (Yu. 14:3, 1Sel. 4:13 vs..).

Yine bir yerde Mesih’in kendisini bekleyenler için geleceği vurgulanırken, başka bir yerde bundan söz edilmeksizin Mesih’in imanlıların eşliğinde, imansızları yargılamak için geleceği bildirilir (Yu. 14:3, İbr. 9:28, Fil. 3:20-21. Esin. 19:11-21).

Görünürde çelişki gibi görünen bu ayetler, ancak sözkonusu bu iki aşamalı geliş görüşüyle açıklanabilir. Mesih ilk olarak özel işaretler olmaksızın kilisesini yanına almak için göze görünmez (yeryüzüne dek inmediğinden) bir tarzda aniden gelecek, daha sonra da bunu bin yıllık egemenliğin başında yanına almış olduğu kiliseyle, yeryüzüne görünür bir şekilde gelişi izleyecektir. Bu görünür gelişin işaretlerini Matta 24‘üncü bapta görmekteyiz.

Akılda bulundurmamız gereken diğer önemli bir nokta da şudur ki, Mesih’in ikinci kez görkemle yeryüzüne geliş olayı Kutsal Kitap’ın çok önemli temel bir gerçeği olduğundan Şeytan var gücüyle bu inancı çeşitli tez ve teorilerle çürütmeye, yok etmeye çalışmaktadır.

“İsa çoktan 1868’de veya 1914’te ruhta gelmiştir!”,

“Pentikost gününde Kutsal Ruh’un gelmesi aslında Mesih’in ikinci gelişidir!”,

“İnsan tövbe edip Mesih’i yüreğine aldığında bu dönüş gerçekleşmiş olur!” 

veya

“Bir kimse öldüğünde bu olay gerçekleşmiştir!” gibi.. fikirlerin gerisinde aslında bizzat Şeytan’ın kendisi bulunmaktadır! Dikkat edelim ve asla bu teorilerle kandırılıp Şeytan’ın oyununa gelmeyelim. İsa Mesih henüz gelmemiştir. Bu harfiyen gerçekleşmesi gereken geleceğe ait bir olaydır.

İSA MESİH’İN İKİNCİ GELİŞİ NE ZAMAN OLACAKTIR ? 

Bu soru herbirimizin merak ettiği bir sorudur. Ama Tanrı özel nedenlerden dolayı Mesih’in bu ikinci gelişinin gün ve saatini insanlara açıklamayı uygun bulmamıştır. 

Mesih İsa açık bir şekilde bunu bilmek isteyen meraklı öğrencilerine bu gelişin “gün ve saatinin” hiçkimse tarafından bilinemeyeceğini belirtmiştir (Mat. 24:3.36, Elçi. 1:7).

Geçmişte ve zamanımızda Advantistler, Yehova Şahitleri, Saf Gerçekçiler, Yeni Apostolikler gibi bir sürü dinsel tarikatlar İsa Mesih’in bu bildirilerini öneme almayıp, Mesih’in gelişi ve dünyanın sonu için birçok tarihler ileri sürmüşlerdir. Ama bunlardan hiçbiri de gerçekleşmemiştir. Bunlar açık bir şekilde gösterir ki bizler bu gelişin gün ve saatini asla bilemez ve hesaplayamayız. Bu bizlere kapalıdır. Mesih’in bildirdiği gibi bizlerin vazifesi sene, gün ve saati öğrenmeye çalışmak değil fakat daima bu olaya hazır olup, uyanık kalmaktır (Mat. 24:42).

Her ne kadar Rab İsa Mesih Matta 24’üncü bapta sözkonusu bu ikinci geliş hakkında herhangi bir gün veya tarih vermediyse de, bu gelişin çok yakın olduğunu gösteren birçok işaretlerin var olduğunu bildirmiş ve bunları bir bir sıralamıştır. Her ne kadar Matta 24‘üncü bap ilk olarak Yahudiler’e yönelik olup, kilisenin göğe kaldırılmasından sonra olacak büyük sıkıntı dönemiyle ilgili olsa da (Esin. 6), inanıyoruz ki, bu aynı zamanda kilisenin birinci yüzyıldaki kuruluşundan, Mesih’in yeryüzüne gelişine dek olan dönemleri de kapsamaktadır.

Burada son günlerin bir işareti olarak verilmiş olan saptırıcıların belirmesi, savaşlar , zelzele ve vebaların çoğalışı ve kıtlıklar zamanımızda çok özel bir şekilde açıkça yerine gelmektedir. Bunlar açık bir şekilde bizlerin, Mesih’in gelişinin ve çağımızın sonunun tam eşiğinde bulunduğumuzu göstermektedir.

YAKINDA GERÇEKLEŞMESİ GEREKEN OLAYLAR NELERDİR ?

Çok yakında, yaşamakta olan tüm gerçek Mesih İnanlıları veya kilise, ölüm görmeden değiştirilip Mesih ile buluşmak için göğe kaldırılacaktır.

Bu Mesih İnanlılarının beklediği ve gerçekleşmesi gereken ilk olaydır. Bu sözünü ettiğimiz Mesih’in ikinci gelişinin ilk aşamasında ani bir şekilde gerçekleşecektir. Bu göğe kaldırılma olayı önceleri bir sır veya bir giz olup, Rab bunu yalnızca Elçi Pavlus’a açıklamıştır. Bizzat Elçi Pavlus bunu şöyle dile getirmektedir:

“İşte size bir sır söylüyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz; son borazan çalınınca hepimiz bir anda, bir göz kırp-masında değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek ve biz de değiştirileceğiz.” (1Kor.15:51-52).

“Rab’bin sözüne dayanarak size şunu bildiriyoruz: biz yaşamakta olanlar, Rab’bin gelişine dek diri kalacak olanlar, gözlerini yaşama kapamış olanların önüne asla geçmeyeceğiz. Rabbin kendisi, bir emir bağırtısıyla, baş meleğin sesiyle ve Tanrı’nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek. Ondan sonra biz yaşamakta olanlar, diri kalmış olanlar, onlarla birlikte Rab’bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz.” (1Sel.1:15-17).

Bu ayetlerden de anlayabileceğimiz gibi bu ilk aşama anında Mesih yeryüzüne dek gelmeyecek, imanlılar topluluğu’nu havada karşılamak için alınıp götürülecektir. Yeryüzüne dek olmadığından dünyanın göremeyeceği bu gizli geliş anında yine görünmez olarak gerçekleşecek olan ilk olay, Mesih’te çoktan ölmüş bulunan inanlıların bir anda dirilmesi ve yaşamakta olup, diriliş vücuduna bürünecek olan diğer inanlılarla birleşerek Rab’bi havada karşılamak için alınıp götürülmesi olayıdır (Mat. 25:6).

Bu diriliş olgusu da yine, Mesih’in gelişiyle açacağı bin yıllık krallığının başlangıcında sonuçlanacak olan imanlıların “birinci dirilişi”nin ilk aşamasını teşkil eder (Esin. 20: 46, 1Kor. 15: 23).

Belki bunları okurken yerinde olarak “Neden dolayı kilise veya Mesih İnanlıları göğe kaldırılmalıdır? diye kendi kendine sormuş olabilirsin. Bu soruyu kısa olarak şu şekilde yanıtlayabiliriz:

İsa Mesih kendi bedeni ve nişanlısı olan kilisesini, gelecek olan büyük sıkıntıdan muaf tutmak için göğe, yanına alacaktır. 

Kutsal Kitap’ta birçok kez örneklerini gördüğümüz gibi, Tanrı, günahlı insanlığın üzerine öfkesini dökmeden önce kendisine sadık olan hizmetçilerini daima güvenlik altına almaktadır. Örneğin Tanrı yeryüzünü su tufanıyla vurmadan önce, Nuh ve ailesine “gemiye gir”melerini emretmiş ve “kapı kapandı”ğında da hem yerden hem de gökten sel andırışında sular boşalmıştır (Tek. 6-7). 

Buna benzer diğer bir olayda, korkunç günahların işlendiği Sodom ve Gomora şehirlerinin harap edilmesidir. Tanrı ilk önce Hz. Lut’u güvenliğe almış ve bundan hemen sonra bu şehirde oturanlar üzerine “gökten ateş ve kükürt yağdırmıştır.” (Tek. 19:12-25).

Zamanımızda da görüldüğü gibi bir ülke diğer bir ülkeye savaş ilanı yapmadan önce, bütün temsilciliklerini o ülkeden çeker. Bunun gibi Tanrı da günahlı insanlığa yönelik öfkesini yeryüzüne boşaltmadan önce kendi temsilcilerini yani kiliseyi kendine çekecektir. Mantıksal olarak kilisenin sözkonusu bu gelecek büyük sıkıntıda hazır olması uygun değildir. Çünkü sözkonusu bu büyük sıkıntının hedefi, Rabbin bedeni olan imanlılar topluluğu değil, günahlı milletler ve İsrail halkıdır. Pavlus’un da bildirdiği gibi:

“Tanrı bizi (kiliseyi) gazaba uğrayalım diye değil, Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşa kavuşalım diye belirledi.” (1Sel. 5:9).

Yine Rab İsa bizleri “gelecek gazaptan kurtar”mıştır (1Sel. 1:10; Lu. 21:34-36, Esin.3:10).

İsa Mesih, kilisesini havada ödüllendirmek ve yargılamak için yanına alacaktır. 

Elçi Petrus,“Hükmün, Tanrı’nın evinden başlayacağını”bildirir 
(1Pet. 4:17). 

Başka bir yerde de Pavlus,

“Bedende yaşarken gerek iyi gerek kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için herbirimizin Mesih’in yargı kürsüsü önünde görünmesi gerektir.”der (2Kor. 5:10)

İşte İnanlıların Mesih’in yargı kürsüsü önünde durması Rabbi karşılamak için alınmış oldukları zaman ‘havada’ gerçekleşecektir. Yeryüzünde büyük sıkıntı olurken, İnanlılar da havada yeryüzünde yapmış oldukları işler veya hizmetler için hesap vereceklerdir. Şüphesiz bu yargılanma Esinleme 20:11-15’te gördüğümüz günahlıların yargılanmasıyla hiç bir bağı veya benzerliği yoktur. Bu daha fazla mükafatların dağılımı yönünde olan bir yargılama olup, bu yargıya iştirak edenlerin hepsi de sonuçta kurtulacaktır, ama bazıları mükafatlardan mahrum bir şekilde ve “ateşten geçer gibi…” (1Kor. 3:10-15).

Bu göğe kaldırılma olayının hangi tarihte gerçekleşeceğine gelince, yine belirtmeliyiz ki Kutsal Kitap bunun için de hiçbir tarih öngörmez.

Bu olay belirttiğimiz gibi her an, umulmadık bir anda gerçekleşebilir.

İsa Mesih bunun için özel hiçbir işaret vermemiştir.

Bilinen bir şey var, o da bu olayın, inayet çağının sonunda, diğer uluslardan gelmesi gereken kilisenin sayısının tamamlandığı zaman gerçekleşeceğidir.

Pavlus’un bildirdiği gibi: 

“Kardeşler… şu sırdan habersiz kalmanızı istemem: diğer uluslardan kurtulacakların sayısı tamamlanıncaya dek, İsraillilerden bir bölümünün yürekleri nasırlaştı…” (Rom.11:25).

Sözünü ettiğimiz, Pentikost gününden itibaren başlamış olan tüm milletlerden ileri gelen kilise dönemi, Tanrı’nın hazırlamış olduğu kurtarma planı içinde aslında parantez bir dönemi teşkil eder. Şu anda içinde yaşamakta olduğumuz bu kilise dönemi Eski Antlaşma peygamberlerine kapalı kalıp, Yeni Antlaşma İnanlılarına açıklanan bir sırdır (Ef. 3:1-13).

Kilise, hiçbir zaman tam anlamıyla Tanrı’nın halkı olup, geçici olarak reddedilen İsrail kavmıyla karıştırılamaz ve karıştırılmamalıdır da. Bu iki kitle de çağrılış, fonksiyon ve umut açısından birbirinden farklıdır.

Her şeyi programlı yapan Tanrı, sayısı tamamlanan kilisenin göğe kaldırılmasıyla bu kilise devrini veya parantezini kapatacak ve böylece öfkesinin yeryüzüne döküleceği sıkıntı çağını açacaktır.

Evet, yakında olması gereken ilk olay tüm dünyadaki gerçek Mesih İnanlılarının göğe kaldırılması olayıdır.

Düşünün bir kere, bir gün Mesih İnanlılarının tümü birden bire ortadan kaybolacak, yeryüzünden göğe alınacaktır! Belki kahvaltıdayken, belki sokakta diğerleriyle yürürken, belki iş yerinde bulunurken, belki de yatmaktayken İsa Mesih birden bire gizlice gelip inanlıları kendi yanına alacaktır!

Ne görkemli bir olay değil mi? İnanlılar sonunda bu denli özledikleri Rab’leriyle birlikte olacaklar. 

Ama İsa Mesih’in de bildirdiği gibi bu görkemli göğe kaldırılma olayına ne yazık ki herkes iştirak edemeyecektir.
Yalnızca tövbe edip yaşamını İsa Mesih’e adayanlar, uyanık olup, sadık bir şekilde O’na hizmet edenler buna iştirak edeceklerdir.

Diğer tövbesizler büyük sıkıntıya maruz kalacaklardır.

Sen, bu satırları okuyan sayın arkadaşım, acaba senin durumun ne olacak?

Bu olay gerçekleştiğinde alınacak mısın, yoksa bırakılacak mısın?

Mesih’in hazırladığı bereketlere mi sahip olacaksın, yoksa ürkütücü büyük sıkıntı içinde mi kalacaksın?

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir