Bahabey caddesi sinema meydanı Yavruturna mah, cengiz topel cad. No: 2/B Erdem Apt B blok Çorum/Merkez

Çocuk Vaftizine Kelami Bir Eleştiri (Jonh McArthur)

Çocuk Vaftizine Kelami Bir Eleştiri (Jonh McArthur)

Çocuk Vaftizine Kelami Bir Eleştiri (Jonh McArthur)

Aşağıdaki mesaj Sun Valley Californiadaki Grace Community Church ta görevli John MacArthur Jr. Tarafından yayınlanmıştır. GC 80–194 adlı ve içeriği “çocuk vaftizine kelami bir eleştiri” adlı kasetten alınmıştır. Kasedin bir kopyası yazılı bir şekilde elde edilebilir. Word of Grace, P.O. box 4000, Panorama city, CA 91412 veya ücretsiz 1–800–55-GRACE telefon numarasından edinebilirsiniz.

Çocuk Vaftizine Kelami Bir Eleştiri.

Yazar 
John MacArthur
Telif hakkı 1998
Tüm hakları saklıdır.

İki hafta önce çocuk vaftizinden konuşacağımı belirttiğim zaman kısa bir mesaj vermiştim ve bu konu hakkında sizinle konuşacağımı belirtmiştim ve bu sabah çocuk vaftizinden bahsedeceğiz. Şimdi, itiraf etmeliyim ki bu daha çok teolojik bir ders olarak algılanabilir ve kendinizi önderler seminerindeymiş gibi hissedebilirsiniz, bunun anlayabilirim. Arka sıralarda oturanlar uzakta olduğunuzdan dolayı dışarı çıkıp gelmeye yeltenebilecek olanlar sizi uyarmak zorundayım orda olduğunuz yerde kalın. Düşüncem şudur ki, konu gerçekten ilgilenilmesi gereken çok kapsamlı, kışkırtıcı ve çok önemli bir konudur.

Anlayamayanlara bir açıklama yapmama izin verin lütfen. Kiliselerde çocukların vaftiz olması gerektiği konusunda geniş bir görüş vardır. Ve bu nedenle, bebekler doğduktan hemen sonra ister Roma Katolik kilisesi olsun ister Lutheran kiliseler Anglikan, ister Episkopal kiliselere götürülür. Kilisede başlarına hafiften su serpilir-yani başlarına z buçuk su konulur ve adına da Hıristiyan vaftizi deniliyor. Bu çok yaygındır. Bütün dünyada uygulanıyor aslında. Bu Avrupa’da reform sonrası bir etkinin sonuncundadır ve bu düşünce gittiği yer yere yayılmış durumdadır.

Şimdi, bunun sonucunda Hıristiyan olmayan birçok insanı vaftiz etmiş oluyorsunuz. Çocukken vaftiz oldular ve böylece kiliseye ve kurtuluşa ilk adımı atmış oluyorlar kendi inançlarının gerektirdiği gibi. Lakin onlar vaftizli olmalarına rağmen asla Hıristiyan olmadılar yani Mesih İsa’da kişisel bir tövbe etmemişlerdir. Diğer taraftan Yeni Ahit’in istediği gibi bir vaftiz olmayan ama vaftiz edilmiş diğer insan grupları da var. Doğrusunu söylemek gerekirse Hıristiyan olmadan vaftiz edilmiş oluyorlar yani sanki hiç vaftiz olmamış gibidirler.

Özellikle bu inanca sahip olan birçok insanın da gerçek imana sahip oldukları da bir gerçektir.. Bunlar bu vaftizi kabul eden Presbiteryen, Episkopal, Anglikan ya da bunu kabul eden her hangi bir kilisede çocukken vaftiz olurlar… Çocuk olarak vaftiz olurlar ve Mesih İsa’da gerçek bir tövbe ile iman ederler fakat batırarak vaftiz olmazlar çünkü kilise bunun uygun olmadığını savunur. Aslında reformdan sonra çocukken biri vaftiz olduktan sonra “Anababtist” olarak etiketlendirilir ve zulmedilirlerdi.

Reformdan sonra çocuk vaftizine inanan imanlıların Protestan imanlılara eziyet etmeleri sık görülmen bir şey değildi. Bu çok ciddi bir hal almaya başladı hatta olay yetişkin olur iman ettikten sonra batırılarak vaftiz olanların bazıları öldürüldüler bile. Bu yüzden bu hararetli bir konuydu. Bunun bugün bu kadar ciddi olmadığını görmek mutluluk vericidir fakat hala kilisede son derece ciddi bir konu olma özelliği taşımaktadır çünkü hala vaftizli ve Hıristiyan olmayan aynı zamanda Hıristiyan olup vaftizli olmayanlar var. Her iki durumda ciddi bir sorun var çok ciddi bir sorun.

Günümüzde kuşkusuz iman ikrarı olmadan vaftiz olan büyük bir topluluğa sahibiz. Bunlar çocukken vaftiz olan ve bir daha vaftiz olma gereksinimi duymayan büyük bir çoğunlukturlar, bu lakin bunlar gerçek anlamda doğru bir şekilde vaftiz olmamışlardır. Müjdeyi radyodan ya da televizyondan duyan diğer bütün insanlar ya da dışarıda müjdeyi paylaşan kiliselerde ise hala vaftiz uygulanmamıştır bile. Bu yüzden dışarıda iman ikrarı olmayana büyük bir vaftizsiz Hıristiyan topluluğu vardır.

Şimdi, kutsal kitapta vaftiz konusu kadar dallanıp budaklanmayacak birkaç konuya eğilelim. Bunlar basit ve anlaşılırdır. İsa “ gidin müjdeyi vaaz edin ve vaftiz edin dedi.” Petrus “ tövbe edin ve vaftiz olun” dedi. Bu buyruklar söylendiğinden daha açık ve net olamazlardı. Hal böyleyken bile hala büyük çoğunluğumuz itaatsizliğimizde diretiyoruz.

Bu konu benim için çok büyük önem arz etmektedir, çünkü Hıristiyan bir vaiz, pastör ve rabbin sürüsünün çobanı olarak yani rabbin müjdesinin hizmetinde biri olarak Rabbin gözünde iyi olanı yapmam gerekiyor değil mi? … Kiliselerde.

Şimdi, Rab bizlere sadece iki tane teçhizat yani iki sakrament verdi sadece iki tane. Bize vaftizi ve rabbin sofrasını verdi uymamız ve itaat etmemiz için. Ve bizlere dedi sadece bu iki şey bunlar sembollerdirler. Vaftiz ki bunu kişinin eski hayata ölüp Mesih’te yeniden dirilişini sembolize eder eski hayata gömülüp yeni hayata diriliş. Rabbin sofrası ise çarmıhı temsil eder – hem İsa Mesih’in bedeni ekmek olarak ve kanı ise elimize aldığımız kâsedeki içecek ve bize bunları kilisede yapmaya devam etmemiz emredilmiştir.

Bunlar benim için önemlidir çünkü onun kâhyalığının sorumluluklarından biridir ve bunu rabbin önünde doğru bir şekilde yapmam gerekir. Quaker ya da Arkadaşın Kilisesi diye tabir ettiğimiz kiliselerin Rabbin sofrasına gitmemeleri beni üzüntüye sokuyor. Ve beni daha çok üzen şey ise birçok ama birçok kilise –binlercesi yüz binlercesi var ki bu emrin kelamda olmasına mukabil imanlı vaftizini uygulamaktadırlar. Bu bir itaat sorunudur –rabbin onurlandırma meselesidir ve benim için çok önemlidir bu konu.

Birkaç yıl önce burada ülkemde büyük bir eğitim kurumuna başkanlık etmem için davet edildim ve burada Grace Kilisesinde pastörlüğü bırakmak isteyip istemediğimi düşündüm ve benim kafama en çok takılan nokta ise eğer ben burada değil de orda olsaydım rabbin çağrısı olan bu hizmeti hakkıyla yerine getiremeyecektim ve kiliseyi yönetemeyecektim. Bu kafama dank etti ve bunu hemen oradaki insanlara açıkladım “ bunu yapamam çünkü rabbin bize emrettiği gibi Rabbin halkına önderlik etmem lazım çünkü inanıyorum ki Rab beni bu kiliseye hizmet etmem için yolladı. Bu şekilde olursa ben nasıl vaftiz yaparım ve Rabbin sofrasını nasıl yerine getirebilirdim?” benim için önemli olan başka bir nokta ise kafamızın karışması için Rab bizlere birçok buyruk vermedi sadece bize verilen sorumluluğu almalı ve bunda daimi kalmalıyız.

Vaftiz kritik olarak önemli bir konudur ve iki hafta önce bu konuya eğilmiştik. Kritik olarak algılanması bunun uygulanması anlamına geliyor. Bu bakış açısıyla bakacak olursak büyük bir sorunla karşılaşırız ve bu büyük bir sorunda çocuk vaftizidir. Daha önce dediğim gibi basın yoluyla (tv/radyo/internet) ya da stadyumlarda müjdelenen insanlar kendi hallerine bırakılırlar ve belki vaftizi asla duymamışlardır. Bunların herhangi bir kilisesin altında vaftiz sorumlulukları bulunmamaktadır fakat buna ek olarak çocuk vaftizine inanan milyonlarca kalabalık ta bulunmaktadır aynı zamanda. Bu bile konuyu karmaşık hale getirir ve vaftizi doğru anlamakta zorluk çıkarmaya yeter ve anladığımız şeye itaat etmeyi de o derecede zorlaştırır.

Ufak bir mesele değil ve asla da olmamıştır. Dediğim gibi reform dönemi boyunca insanlar kelamın dediği gibi vaftiz olduklarında çocuk vaftizine inanan insanlar tarafından sapkın olarak addedildiler. Eziyet edildiler ve bazı durumlarda infaz edildiler.

Ve şimdi yıllar geçtikçe durum daha da kolay ve rahat bir hal aldı ve “ olsun onlarda bizim Mesih’te kardeşlerimiz onlar çocuk vaftizine inanıyorsa inansın ama biz inanmıyoruz” ve buda doğrudur ve bu onlara Hıristiyan değiller dememize sebep değildir ve bu neden onlara sapkın inançlı dememize de sebep değildir ve onlarla bir birlik içinde olmamıza engel değildir” deme noktasına geldi, fakat kelamın ne dediğini doğru bir şekilde anlamalıyız böylece onlarda Rabbin Kelamına itaat eder ve emirlerini yerine getirirler. Reformdan sonra birçok zaman geçti ve Katoliklikten kalan ve asla ilgilenilmeyen ve sürdürülen ama sonradan kelami bir düzene oturtulan bu konudan bahsedeceğiz sizinle.

Çocuk vaftizini reddetmemin beş nedeni var. Siz halklara bildiriyorum, size söylemek istediğim her şeyi şu anda söyleyemiyorum ama dilerim siz kavrarsınız ne demek istediğimi ve burada ne demek istendiğini, bahsedeceğim noktalar çok önemlidir.

1)      Bir numaralı konu tartışmayı bitirecek derecededir: Çocuk vaftizi kelami değildir!

Çocuk vaftizi kutsal kitapta yoktur ve bu tümceye karşılık olarak gelebilecek bir delil yoktur. Kutsal kitabın hiçbir yerinde çocuk vaftizini destekleyen ayet yoktur. Hiç bir yerde bahseden ayet yoktur. Kutsal kitapta yer almaz; buna her hangi bir örnek yoktur, buna bir yorum da yoktur yani Kelamda yer almaz. Bu nedenle çocuk vaftizinin geçerli olduğunu savunmak imkânsızlaşır. Ya da bunu destekleyecek karşılığını eski ahitte bulacağımız yeni ahitte hiçbir delil yoktur.

Alman teolog Schleiermacher “ Kelamda çocuk vaftizi ile ilgili delillerin bulunabilmesi için onların önce oraya yazılı olması gereklidir” demiştir. Haklı olarak. Çocuk vaftizine inanan İngilteredeki kiliselerin –İngiliz kilisesi, Anglikan kiliselerinin önde gelen teologları, kelamda ne ilk çağ  hristiyanlarında nede sonraki dönemde çocuk vaftizi ile ilgili herhangi bir bulguya rastlamamaktadırlar. Yeni Ahitte buna rastlamıyoruz ve ilk çağ hristiyanlarında bunları göremiyoruz. Bu düşüncenin 2. yada 3. yüz yıllarda geliştiğine inanırlar.

Lutheran Pröfesor olan Kurt Aland, çocuk vaftizi ile ilgili çok yoğun ve derin bir çalışmadan sonra şunları kaydeder: “ 3. yüzyıla kadar bununla ilgili herhangi kati bir delile rastlamıyoruz” ve ekler “ bu üzerinde çekişilecek bir konu değildir”. Teoloji pröfesörü olan bir Katolik olan Hegerbocker şunları kaydeder “ Bu tartışmalara gösteriyorki, bir kişinin kelamdanmış gibi alınmış konuşmalarına bakılarak bu konuya kesin ve kati bir delil getirilemez. Evet. Sıradan bir teolog değil çok zeki ve benim seminer aldığım dönemlerde hayatımı etkileyen biri olan B.B. Warfield.

Warfield aynı zamanda çocuk vaftizinin ateşli savunucularından olduğunu da beyan eder-fakat aynı zamanda çocuk vaftizinin kelamda olmadığını da söyler.

Kalvinistler arasında yani – reformcular- uygulamayı çok istedikleri bir prensipleri vardır. “ adına düzen prensibi” denir. “Kelam emretmiyorsa yasaktır”. Şimdi eğer sadece buna bağlı kalacak olsalar haklı sayılabilirlerdi. Eğer kelam emretmiyorsa bir şeyi akaide uygundur denemez. Yenilenmenin ana teması, tabiî ki de “Sola Fide”, “Sola Gratia”, “ sola Christus”- yani tek iman, tek lütuf ve tek Mesih’tir – ve aynı zamanda tek kelam “ sola scriptura” Reformun tabiri ile anlayacağımız o dönemde ana tema sadece “sola Scriptura” “sola scriptura” ve “sola scriptura” idi. Ve buna rağmen kelama başvurduğunuzda çocuk vaftizi ile ilgili tek bir kanıt bulamazsınız – bu kutsal kitapta yoktur çünkü.

Hala savunuluyor ve kelami imiş gibi uygulanıyor kiliselerde. Gerçekten şaşırtıcıdır. Hala Protestanlar arasında kutsal kitap yorumu hakkında nasıl fikir uyuşmazlığı olabileceğini anlayamıyorum… Bunu gerçekten kendime anlaşılması çok zor buluyorum, nasıl olurda Protestanlar kelamda olmayan bir konu hakkında hala tartışabiliyorlar. Söylenecek tek söz var o zaman; “ben bu şekilde algılıyorum, sende o şekilde algıla… Ben bu doktrini benimsiyorum sende var o doktrini benimse” – ve başka bir şey daha “ ben kelamda olanı kabul ederim” ve “kelamın dışında olan bir şeyi kabul etmiyorum.” Bu tamamen farklı bir konudur ama aslında su anda elimizde olan da budur.

Şimdi Roma Katolikliğinin bu konuya dâhil olmasını umuyorum çünkü onlarda iki farklı yetki mercii vardır. Bir yandan Kelam varken diğer taraftan boş saydığım kendi gelenekleri. Ağırlığın hangi tarafta olduğunu görebiliyorsunuz. Fakat Katolik sistemde adı “gelenek” olan bir sistem vardır. “gelenek” olarak bilinir ya da “magisterium” (hüküm hükmetme). Bunlar kutsal kitapla eşdeğer tutulmuş ama tamamıyla kutsal kitabın dışında olan şeylerdir. Ve şimdi şu söylenebilir Roma Katolik kilisesinin uyguladıklarının kelamdan önce olduğunu ve kelam yazılmadan kilise sisteminin kurulduğunu ve kelamını vahiyden önce bildirdiğini ve kendilerini vahiyden önce kabul edenler olarak görmelerinden dolayı bu tür akaidi gördüğümüzde karşılaştığımız şeylerden dolayı şaşırmıyoruz. Tanrı kelamını İncil den önce bildirmiştir ve buda İncil’e eşdeğer tutulabilir denmektedir. Ve kelamın dışından derleme bu tür geleneklerle beslenen bir zihniyete sahip olan ve bunu da İncil’e eşdeğer sayan Katolik kilisesinin çocuk vaftizine bu kadar hayati önem vermelerini şaşırtıcı bulmuyoruz. Hatta hiç şaşırtıcı değil.

Aslında Roma Katolik kilisesi bu olayı kelamdan önce verilen tek emir olduğunu da ifade eder. Sadece kelamın tek uygulayıcıları değil aynı zamanda kelamın tek yanılmaz yorumcularıdır da ama geleneksel ve kelami olarak. Bu yüzden bizler Roma Katolik kilisesinin çocukları vaftiz ettiğini öğrendiğimizde bu tamamen onların geleneklerine göredir, fakat sadece kelam, sadece kelam diyen reform Hıristiyanlarına baktığımızda bu gelenekçi sistemi ortan kaldırmış “kutsal yazılar, kutsal yazılar …” demeye başladıklarını görürsünüz ama nasıl olurda çocuk vaftizini desteklerler. Bu Pupalığın bir kalıntısıdır.

Ve bundan anlamamız gereken Kilisenin tarihi Roma’nın kutsal kitap yorumuna dayandırılmıştır.(hermeneutik) ve bu bize tarihin kelamı Roma’ya göre yorumladığını anlayabileceğimizi gösterir, fakat tarih kelamı bize yorumlayamaz. Tarihin ne yaptığı, bazı konseylerin ne dediği, bazı papaların ne dediği ya da hayalperestlerin ne dedikleri bir kutsal kitap yorumcusunu ilgilendirmez çünkü kutsal kitabı onun dışında olmayan bir şeyle değil onun içinde olan bir şeyle yorumlarsınız, değimli? Kelam kendi açıklamasını kendisi yapar. Sıradan tarihsel ya da edebi kelimelerle açıklamaya çalışın göreceksiniz ki kelimeler net ve açıktır kelamı kelam ile açıklarsınız, herhangi bir yüksek dini merciinin hükmüne gerek yoktur.

Kilisenin tarihi Romanın yorum bilimi olabilir. Diğer bir deyişle kelamı kendi geleneklerine göre yorumlar ve açıklarlar. Fakat bu reformcuların yorum bilimcisi olmadı. Yani diyeceğim o ki asla bizim yorum bilimcimiz olmadı ”Ya ben bunu anlayamadım lütfen bana izin ver de ben Papaya danışayım da geleyim.” Yahudiler eski ahitte bunu yaptılar “biz bundan emin değiliz ne demek istediğini anlayamadım o nedenle gidip Rabbi’ye soralım ne demek istiyor diye vs, vs, vs.. Eğer kelamın ne dediğini anlamıyorsanız, vahiydeki anlamına denk gelen gerçek anlamı veren yanılmaz birine gitmezsiniz anlayana kadar tekrar tekrar okursunuz.  Tanrı kelamı tarih ile açıklamaz bizlere. Tanrı bize kelamı sadece bazı kendinde yetki bulan ve doğru kabul ettikleri ama gerçeklik payı olmayan geleneklerle açıklamaz. Kelamın açık bir yorumunu kelamın kendisini etüt ederken elde edebilirsiniz kelam kendisini açıklar zaten. Geleneksel tarihi birde kelamın gözüyle baktığımızda bu kelamı açıklamaya yetecek değildir elbette. Tarih yorum gerektirmez.

Şimdi, onların bunu da karşımıza çıkaracaklarından eminiz, “ evet bu kelamda yoktur, ama aynı zamanda kelamın hiçbir yerinde bunu yasaklayan emir de yoktur. Eğer bu konuda tartışacak olursak ve bir münazara olacak olursa, sanırım kazanabilirim. Bana kelamda bu olmadığı için evet yapılmasında sakınca yok diyorsunuz? Bu kilisenin kanunlarından birimi olmalı orda olmadığı için.? Orda ne kadar çok şeyin olmadığının farkında mısınız? Orda yer almayan her hangi bir şey hakkında hüküm verebilirsiniz o zaman! Demek istediğim sadece hayal gücünüzü kullanın ve içerisinde neler olabileceği konusunda bir düşünün ve ucunun nereye uzanabileceğini bir düşünün.

Bu daha bir şey değil, aslında bir şey ama hala tartışma yaratacak düzeyde yüzeye çıkmış bir durum değildir. Bize kabul etmemiz için hiçbir dayanak vermez yani imanlıların çocuklarını vaftiz etmeyi kutsal bir ve her zaman olması gereken bir zaruriyetmiş gibi lanse edilemez. Orda olmadığı gerçeği bir şeyi kanıtlamaz ama geçerli olmadığını kanıtlama umudundadır. Kendi tarafından belirgin bir şekilde bir şey kanıtlamaz. Kelamda yok diye bebekleri su serperek vaftiz etmeyi maruz görmek demek kilise içerisinde kelamda olmayan bir şeyi maruz görme standardını getirebilir. İnsanın yaptığı ürettiği bir şey kelamda yasak olmayan ama yapılan yani her hangi bir gelenek, tören, öğreti ya da her hangi bir şey kelamın yorumunda zorlamaya girer.

Aslında Reform döneminde… Hepimiz Luther’le hemfikiriz, biliyorsunuz 1500lü yıllar zor zamanlardı ama bir iman ve lütufla kelamın gerçeğini gören bir keşiş Roma Katolik Kilisesine baş kaldırır ve kendi tezinin yazılı olduğu kâğıdı Wittenbergin kapısına çiviler. Kiliseye gelen insanlara af belgeleri dağıtarak ve onlara kiliseye bağış adı altında belli bir paraya günahlarından affedilmeyi vaat ederek kiliseye güçlü bir destek sağlanmıştı. Bir af belgesi alabilirdin yani kısaca bağışı para ile satın alabilirdin. O bunu sevmedi ve bunun için onu suçlayamazdık. Ve buradan yola çıkarak aklanmanın imanla olduğunu kavratıyor

Martin Luther kurtulabilmemiz için tek yolunun iman ve lütuf olduğunu açıkladı ve hepimiz bunu kavradık ve reform bundan doğmuştur. Ve martin Luther bunun kelamdan geldiğini söyleme cesaretini bulacak kadar ileri gitti. Luther resmen Katolik sistemi ile kavga etti. Lütfen neler söylediğini aktarmama izin verin. “ Kilisesin kendi düşüncelerinden kaynaklanan ve kelama acı çektiren ve yüceliği kendisine isteyen yanlış bir öğretiden kurtulmalıdır. “Hayır dedi Luther “kelam, kelam, kelam, beni Rabbin kelamına karşı kısıtlayıcı, baskıcı ve zorlayıcıdır.

Martin Luther – o sıradan mırıldanan ve tökezleyen yerel keşişlerden değildi—o parlak bir teoloji doktoruydu. Luther Katolik Kilisesinin o zaman için görüp göreceği en parlak teologuydu. Dediği tek şey vardı “kelam, kelam, kelam,” Evet ama kutsal kitapta vaftiz hakkında bir şey bulunmuyordu. Şimdi size Luther bunu açıklarken ve o dönemde neler yaşandığını çocuk vaftizi hakkında nasıl kapitülasyonların getirildiğini anlatacağım.

Bebek vaftizcilerinin kendilerine destek olsun diye baktıkları Matta:18 bölümdeki ayetlerdir özellikle “Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği’ne asla giremezsiniz” Bu ayet bebeklerden bahsetmez elbette: imanlılardan bahseder. Göksel krallıkta olabilmeniz için küçük çocuklar gibi olmalısınız. Burada anlatılmak istenen nedir? Eğer rabbin krallığına gelecekseniz büyük işler yaparak iyi olarak bunu kazanmış olmayacaksınız. Buna gücünüz yok değimli? Bir çocuğun da yoktur. Küçük bir çocuk hiç bir şeyi tam olarak yapamaz, bir şeyi yapmamıştır. Üretici değillerdir fark ettiniz mi? Hiçbir şey yapmıyorlar, sadece işlerin onlar için yapılmasını beklerler ve öyle yaşarlar. Hiç bir şeyi başaramazlar, tamamlayamazlar da… Bir şeye katkıda bulunamazlar sadece varlıklarının sevinci ve heyecanı vardır. Tanrının demek istediği budur aslında: tanrıya her hangi bir şey vererek ya da başararak değil, bir müfredata bağlı kalmadan, yani hiçbir şey yapmadan ya da başaramadan… Rabbe muhtaç, çıplak, her şeyden yoksun bir şekilde geliyorsun. İşte senin rabbe geliş şeklin budur.

Din adamlarına ve havarilerine şunu söyler sakın sizin kazandıklarınız ve sahip olduklarınızla göklerin egemenliğine girebileceğinizi düşünmeyin. Filipililer 3, “Flp. 3.5 Sekiz günlükken sünnet oldum. İsrail soyundan, Benyamin oymağından, özbeöz İbrani’yim. Kutsal Yasa’ya* bağlılık derseniz, Ferisi’ydim.

Flp. 3:8-9 Dahası var, uğruna her şeyi yitirdiğim Rabbim İsa Mesih’i tanımanın üstün değeri yanında her şeyi zarar sayıyorum, süprüntü sayıyorum. Öyle ki, Mesih’i kazanayım ve Kutsal Yasa’ya dayanan kişisel doğruluğa değil, Mesih’e iman etmekle kazanılan, iman sonucu Tanrı’dan gelen doğruluğa sahip olarak Mesih’te bulunayım.

Flp. 3.10–11Ölümünde O’nunla özdeşleşerek O’nu tanımak, dirilişinin gücünü ve acılarına ortak olmanın ne demek olduğunu bilmek ve böylece ne yapıp yapıp ölümden dirilişe erişmek istiyorum. Evet, süprüntü sayıyor her hangi bir başarı ya da kazançtan söz etmiyor bu noktadan bakıldığında. İşte bunlarının tümünü İsa söylemiştir. Matta 19 ve Markos 10 da İsa’nın ne dediğini hatırlayın, “ bırakın çocuklar bana gelsin.”… hatırlayın küçük çocuklar getirilmişti ona? İşte bu ayette onların delil olarak kullandıkları başka bir ayettir. “Bırakın çocukları” dedi. “Bana gelmelerine engel olmayın! Çünkü Göklerin Egemenliği böylelerinindir.” Ve İsa çocukları yanına toplar. Her iki havaride bun kaydeder ve İsa onları orda kutsar. Evet, birinci yerde, baktığımızda burada çocuk vaftizini savunan ya da destekleyen her hangi bir delil bulamıyoruz orda onları vaftiz etmedi. Bu vaftiz hakkında bir delil sayılamaz… Sadece birkaç ufak çocuk aldı ve “ tanrının gerçeği bilip ayırt edemeyecek olanlara ayrı bir sevgi besliyor.” Ve onları kollarıyla sararak ve onlara özel sevgisini gösterdi ve onları kutsadı.

Onların imanlı ailelerin çocukları olmasına gerek yoktu ve öyle olmayabilirlerdi onların ailelerinin kim olduğunu bile bilmiyoruz! Bildiğimiz kadarıyla onlardan birçoğu Celileli ya da daha sünnet olmamış putperest ailelerin çocukları olabilirlerdi. Bütün bu küçük çocukları vaftiz etme ya da Kilisedeki imanlı ailelerin çocuklarını vaftiz etme düşüncesinin kelama dayalı olması tamamen bağlam dışıdır. İsa onları vaftiz etmedi. İsa onların vaftiz olmalarını da emretmedi ya da onların vaftiz olmalarını tavsiye de etmedi. Aileleri hakkında hiçbir şey söylemedi imanlılar mı ya da değiller mi diye sormadı. Bütün söylediği evet söylediğinin tamamı şuydu, “ çocuklar tanrı için çok değerlidirler; Tanrı onları korur; Tanrı onları kutsar” hepsi bu.

Böylece çocuk vaftizine inananlar bunu savunmaya çalışırlar, iki farklı kitaptan: Elçilerin İşleri ve 1.KorintlilerElçilerin işlerinde ve 1. Korintlilerde 5 ayrı yerde ev halkından söz eder ve bunu şu şekilde aktarırlar “ evet tüm ev halkı vaftiz olduğuna göre aralarında bebeklerde olmalıydı bu kesinlikle açık ve net değildir. Orda bundan bahsetmez. Herhangi bir toplulukta çocukların vaftiz olduğu görülmemiştir ev halkının vaftiz olması demek bebeklerinde vaftiz olduğu anlaşılmamalıdır. Ev halkı basitçe aile olarak tarif edilebilir ve evin bir parçası olan köleler de buna dâhildir.

İddiaları şudur ki bir bütünlüğün sağlanabilmesi için bebeklerinde buna dâhil olması gerektiğidir. Söylediklerine göre baba çocukların vekilleri olarak imanlarını ikrar ederler. Vekâleten iman? Buda ne? Demek istediğin ben iman edeceğim ve benim çocuklarım benim imanımla mı kurtulacaklar. Bu kutsal kitabın bize öğrettiği şey değil kesinlikle. Bu bireysel kurtuluş kuramına çok sert bir zıtlık anlamına gelir aynen çocukların vaftiz oldukları konusunda her hangi bir delilin olmadığının kelamda görüldüğü gibi. Bu beş noktaya bir bakalım; bunlar hızlı bir şekilde geçeceğim:

1)      Cornelius’un evi: elçilerin işleri:10. müjde Petrus tarafından vaaz edildi, Cornelius bunu duydu… Ve hepsi müjdeyi duydu ve hepsi iman etti denmektedir… Kutsal ruh geldi… Ve hepsi vaftiz oldu.” Hepsi duydu, hepsi iman etti, kutsal ruh geldi ve hepsi iman etti.

2)      Mahkûmun evinde: elçilerin işleri 16 daha sonraki olaydır. Filipili mahkûm. Pavlus hatırla ve ona müjdeyi duyur ve derki” hepsi müjdeyi duydu ve hepsi vaftiz oldu.

3)      18. bölümde Krispus’un evinden bahsedilir. “ hepsi iman etti hepsi vaftiz oldu.”

Diğer ikisi Korintlilerde gerçekleşir. Diğer ikisi ise Lidya ve Stefanus’un evleriydi. Lidya elçilerin işleri kitabında bahsedilir.

4)      Ama Lidya’nın olayında aynı şeyler gerçekleşir. Aynı şeylerin gerçekleştiğini anlamamız lazım. Duydular iman ettiler ve vaftiz oldular.

5)      Stefanos: Duydular iman ettiler ve vaftiz oldular.

Demek istediğim aynı kalıp vardır. Hepsi müjdeyi duyar kabul eder ve iman ederler hepsi kutsal ruhu alır ve hepsi vaftiz olurlar. Çocuklar bunun dışındadırlar çünkü onlar duyamaz ve iman edemezler. O zaman ev halkı belirgindir yani “ duyabilenler, anlayabilenler ve iman edebilenler” işte bu ev halkının tanımıdır.

1.Korintliler de bahsedilen Stefanosun ev halkından “ tüm vaftiz edilenler” diye bahseder ve vaftiz edilenlerin tümü kutsalların hizmetine atanmışlardır. Bebekler kutsalların hizmetine atanamazlar. “ tüm vaftiz edilenler kilisede ruhsal görevlerde hizmet ettiler” diye bahseder. Bu bebekler için imkânsızdır.

Lidya’nın durumuna gelince, Elçilerin İşlerinde “ müjdeyi duyduğunda yüreği açıldı”. Müjde vaaz edilir ve onun yüreği açılır diye bahseder. Ve böylece onun müjdeyi duyduğunu anlıyoruz ve iman ediyor… Diğerleri müjdeyi duymuş olmalı ve yürekleri açıldı ve iman ettiler ve vaftiz oldular. Böylece, evde çocuk olduğunu düşünecek olursak bu mantık bizi Lidya beklide evli bile değildi sonucuna götürür. Görülüyor ki Lidya aslında bekâr bir insandı.

Yuhanna 4. bölüm ve 53. ayette ünlü bir adamdan bahseder İsa’nın kiminle konuştuğunu ve kimin oğlunu iyileştirdiğini biliyorsunuz- konu onun etrafında döner, “ kendi ve bütün ev halkı iman ediyor” hepsi iman etti. Ev halkı imanı ve ev halkı vaftizi! İmanın olmadığı yerde vaftiz görünmüyor.

Elçilerin işleri 2:38 açıklamama izin verin lütfen. Kutsal Kitaplarınızdan Elçilerin işleri 2:38 i açın. Buda çocuk vaftizini desteklemek için kullandıkları ve delil olarak gösterdikleri başka bir ayettir. Petrus Pentikost gününde vaazı bitirir ve şöyle ekler: Elç. 2:38.ayette Petrus onlara şu karşılığı verdi: “Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih’in adıyla vaftiz* olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. Ve Elç. 2:39Bu vaat sizler, çocuklarınız, uzaktakilerin hepsi için, Tanrımız Rabbin çağıracağı herkes için geçerlidir.” Bir vaat vardır burada sizin ve kimin için? “ Ahh evet derler” burada vaat çocuklar için de vardır o zaman bu önemli bir delildir. Tövbe edin ve vaftiz olun ve vaat sizin ve çocuklarınız içindir uzaktakiler ve tanrınız rabbin çağıracağı herkes için geçerlidir. Ve şimdi onlar “çocuklarınız” kelimesini çocukları da vaftiz edebilirsiniz diye bir ima olarak algılıyorlar. Ve elbette ve dallanır ve budaklanır. Ama aslında burada çocukların vaftizinden söz eden en ufak bir belirti yoktur.

Peki, o zaman burada ne demek istenmiştir? Ne denmek istendiğini anlayabildiniz mi? Burada bazı Yahudilere konuşuluyor anlaşıldı mı? Ve orda onun etrafında toplanılıyor… Ve o gün Pentikost günüdür ve onlar Kudüs’te toplanmışlardır. Ve onlara “ bakın size sesleniyorum, “ tövbe edin ve İsa Mesih’in adıyla vaftiz olun… Günahlarınızdan arındırılacaksınız, kutsal Ruh armağanını alacaksınız ve onun vaadi sadece sizler için değil, ama sizin çocuklarınız içindir de aynı zamanda” diye seslendi.

Şimdi ne kadar netleşti? Ne demeye çalıştı acaba? Diyor ki: bu sadece buradaki topluluk için değildir- bu gelecekte yaşayacak bütün insanlar içinde geçerlidir” değil mi? Bu sizin çocuklarınız içindir ve çocuklarınızın çocukları ve çocuklarınızın çocuklarının çocukları için. Ve basitçe bu vaat ilelebet sürecek bir vaattir ve ne kadar uzak olursa olsun aynı zamanda Samiriyeliler içinde geçerlidir bu vaat. Ve böylece ekliyor, “çocuklarınız için, gelecekteki Yahudiler ve aynı zamanda gelecekteki samiriyeliler içinde geçerlidir” her kim ki günahından tövbe ederse her kim ki İsa Mesih’i Rabbi ve Kurtarıcısı olarak kabul ediyorsa ve günahından kim bağış alırsa ve kutsal ruh armağanını alırsa- bu vaat ister Yahudi olsun ister samiriyeli her kes için geçerlidir ve yerine gelmiştir.

İşte bütün kastettiği budur bu ayetlerle. Burada bebekler hakkında hiçbir şey yoktur. Burada bahsettiği çocuklar o kalabalıktaki insanların soylarıdır ve onlardan bahsedilir. Bu gelecekteki bütün topluluklar ve insanlar için de geçerli bir vaattir onlarda aynı kurtuluşa ve aynı kutsamaya davet edilmişleridir ve onları da içerir.

Ve kullandıkları başka bir ayette 1.Korintliler 7. bölüm. Ve ben size bunun ne demek olduğundan bahsedeceğim ve sonra genel bir yorum yapacağım. 1. Korintliler 7. bölümde 12–14 ayetler onların kullanmayı sevdikleri diğer ayetlerdir. Ve tekrar aynı şekilde burada da hiçbir şekilde çocuk vaftizinden bahsetmez. Aslında hiçbir ayet bahsetmez ama bu nokta eğer kelami bir temel bulmaya ihtiyaç duyduklarında başvurdukları referans ayetlerdendir.

12. ayette birçok farklı medeni duruma sahip olan insanlara sesleniliyor.” Bakın diyor, bu size söyleyeceğim şey direk Mesih’ten alıntı değildir – hala ilham olunuyor ve hala tanrıdandır bu ilham ama direk Mesih’ten alıntı değildir.” Bazı şeyler vardır ki direk Mesih’ten gelir ama söyleyen ağız onunkidir ve diyor ki: “ bunu ben söylüyorum burada Rabden alıntı yapmıyor ama bir temel prensip vardır burada. Kimin imanlı olmayan bir karısı varsa” evet. Şimdi sizin imanlı olmayan bir eşiniz var. Karınız imanlı değil, inanmıyor ve sizden ayrılmakta istemiyor.” Böylece siz onu terk edemezsiniz” terk etmemelisiniz de. Bu boşanmak demektir eğer terk ederseniz; bu Grekçede boşamak anlamına geliyor “onu boşamayın.”

Gördüğünüz gibi, fikir şuydu:  Hıristiyanlar Mesih’e gelir ve şöyle derler. “wow biliyor musun ben imanlı olmayan biri ile aynı boyunduruk altında adaletsizce kalamam.” Ve altıncı bölümde şundan bahseder, “biliyor musun günahlı biri insanla bir araya gelemezsin… Ve böylece beklide sen imanlı olmayan biri ile evlisin ve ayrılmak istiyorsun ve imanlı olan biri ile evlenmek istiyorsun. Tamam, o zaman bak eğer o imanlı olmayan şahıs senden bu ilişkiyi devam ettirmeni isterse o zaman onunla kalmaya devam et. Diğer ayet diyor ki, bu ayette, eğer bir imanlı kadın imanlı olmayan bir erkekle evli ise ve eğer onunla yaşamaya razı ise, onu terk etmeyin. Böylece imanlı bir eşin olmayacak olsa bile evli kalmaya devam edin.

Neden? 14. ayette “1. Ko. 7.14 Çünkü iman etmemiş koca karısı aracılığıyla, iman etmemiş kadın da imanlı kocası aracılığıyla kutsanır. Yoksa çocuklarınız murdar olurdu. Ama şimdi kutsaldırlar. Bu ayetin anlamı nedir.”boşama” boşama” ana neden? Kutsama için. Birbiriniz aracılığıyla kutsanırsın ve rabbin işleri onda ve yaşamında olduğunca görülür. Tanrımız çok cömert ve merhametlidir. Tanrı onun sadece bundan zevk almasını isterdi öyle ki senden kaynaklanan esenlik onun hayatını da doldursun.

Ve böylece devam eder ve 14. Ayetin sonunda çocuklar içinde aynısını söyler. Eğer ayrılırsanız çocuklarla sorunlarınız olacaktır demek oluyor. Aksi takdirde çocuklarınız aklanmış sayılmazlar. Ama şimdi onlar kutsaldırlar. Sizin ayrılarak yaptığınız tek şey onları Rabbin lütfundan uzaklaştırmaktır. Tanrın artan ölçüde kutsamasını alır koca. Eğer imanlı olmayan bir koca ya da karıya rağmen bu yuvayı ayakta tutarsanız Rabbin imanlıya döktüğü bereketin aynısı ya kocaya ya karıya ya da onlardan doğacak olan çocuklarının üstüne dökülür.

Bu çocuğun imanlı olduğu anlamına gelmez. Çocuğun bu antlaşmanın içinde olduğu da anlaşılmasın. Çocuğun olması gerektiği de anlaşılmamalı… Vaftiz nerde? Burada vaftizden bahsedilmiyor! Çok basit bir prensip: eğer Mesih’e iman etmeyen biri evliliği kurtarmak istiyorsa bırakın kalsın, çünkü böylece Rabbin bereketi hem o imanlı olmayan eş hem de çocukların üzerinde olacaktır. Kim bilir Ya eğer bu kutsama onların iman etmelerine neden olursa?. Hala vaftizden bir haber yok bahsedilmiyor. Kesinlikle yok. Gerekli değilse ayrılmayın ya da boşanmayın, böylece imanlı olana ve bu beraberliğe dökülen bereket ve kutsamadan imanlı olmayanlar ve çocuklar da nasibini alırlar.

Böylece Rab’bin bize olan öğütlerini kutsal yazıların içinden ya da- lütfen dikkat edin- kutsal kitabın içinden bazen gerekli durumlarda, zorlama ile de olsa, geçerli bir şekilde mantıklı ve iyi bir sonuca indirgenebilir. Diğer bir deyişle ayet yeterice açıkta olsa anlaşılmazda olsa aslında anlayabilirsiniz orayı, tıpkı teslis doktrini gibi, mesela. Fakat bu çocuk vaftizi konusu sadece orda yok ve herhangi bir şekilde ya da yoruma açık da olsa bahsedilmiyor ve gerektiği gibi zorlamada olsa geçerli ve mantıklı bir sonuca var olmamıştır. Orada sadece bahsedilmez.

2.) ikincil sebep ise madalyanonun öbür yüzü gibidir. Ben çocuk vaftizine inanmıyorum çünkü çocuk vaftiz etmek Hıristiyan vaftiz şekli değil. Kutsal yazılarda geçen ise bizim kabul ettiğimiz Hıristiyan vaftizidir. Aslında bu konu hakkında iki hafta önce konuşmuştum ama şimdi sadece kısaca bahsedeceğim. Hıristiyan vaftizi şudur. Biri iman eder ve bir yetişkin olarak, kendi günahlarından tövbe etmelidir, İsa’yı rableri olarak kabul etmeli ve iman etmelidir kurtulurlar ve sonra da vaftiz olurlar. İşte yeni ahit vaftiz yöntemi budur. Kesindir anlamı açık ve nettir, kaçınılmazdır. “Bapto” kelimesi “ babtizo” yani “ daldırmak” ya da “ batırmak” demektir. Elçilerin işlerinde her dakika bu kullanıldı ve bir imanlının suya batırılmasından bahsediliyor. John Calvin bile” babtize” kelimesinin “daldırmak” anlamına geldiğini belirtmiştir ve batırmanın aynı anlamda kullanıldığını anlıyoruz. Ve kilisesin ilk dönemlerinde vaftizin batırılarak yapıldığını kaydetmiştir ve elbette işte bu kelimenin tam karşılığıdır.

Onların bu serpme vaftizi ile ilgili kullandıkları başka bir kelime daha var “rhantizo” bu kurak tamamıyla tanrı tarafından düzenlenmiştir. Bir kişi iman ettiğinde onu suyun içine yatırır ve tekrar çıkarırlar. Neden? Çünkü bu Mesih’le birlikte ölümlerinin gömülmelerinin ve yeniden dirilmelerinin sembolüdür. Hatırlarsanız bu konuda iki hafta önce konuşmuştuk. Bu bir resimdir, temel ders, bir sembol ve ruhsal gerçekliğin görsel bir analojisidir. Açıkça kusursuz.

Tek belirleyici özellik, eğer Hıristiyanlığın temellerine inecek olsaydın şunu görecektin. Ben Mesih’teyim ve Mesih’te bende. Değimli? İşte bu Kadar! Ben Mesih’teyim hamdolsun. İşte bu büyük günahları yükleme doktrinidir. O benim günahlarımı aldı ve onu doğruluğu beni sardı. Tanrı ona sanki benim hayatımı o yaşamış gibi davrandı ve bana çektiriyormuş gibi ona çektirdi. Ve rab bana şu anda sanki onun yaşamını yaşıyormuşum gibi davranıyor. Tanrı beni görüyor harika bir şekilde ve beni kendi cennetine götürüyor. İşte asıl mesele budur, o bende yaşar ve bende onda yaşarım. Vaftizle birlikte ben onunla gömüldüm. Romalılar altıda derki: ve ben yaşamın yeniliğinde yürümek için dirildim. Galatya’lılar.2:20, Mesih’le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğlu’na imanla sürdürüyorum. Gal. 3:27 Vaftizde* Mesih’le birleşenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi.

Kol. 2:12 Vaftizde* O’nunla birlikte gömüldünüz, O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz.

Kol. 2:13 Sizler suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken, Tanrı sizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu. Bütün suçlarımızı O bağışladı.

Evet, burada da aynı şey geçerlidir.

Vaftiz bize Rab İsa Mesih’e geldiğimizde onunla birlikte gömüldüğümüz gerçeğini gösteriyor. Eski hayatınız geçmiş ve onunla birlikte yeni bir hayata yeniden dirilmiş oluyorsunuz. Bu simge belirgin bir şekilde batırarak yapılan vaftizde açıkça görülüyor. Bizler anlayacağımız dilde ona batırılmış oluyoruz, ölümüne, gömülmesine, dirilmesine ve şimdi bizler onunla birlikte tek hayata katılmış olduk.

Bu nedenle İsa havarilerine “ gidin öğrenciler yetiştirin ve onları vaftiz edin” der, çünkü vaftiz etmek demek müjdelemekle eş anlamlı tutuluyor, Mesih’te olan kurtuluşla eş değer tutuluyor. Tek Rab Tek iman ve tek vaftiz bunlar ayrılamaz üçlüydüler. Vaftiz burada gerçekten ciddi anlamda ifade ediliş tarzına bakıldığında kurtuluşun simgesi olarak kullanılıyordu… Ayrılmaz bütünlerdi bunlar ve Yeni Ahit’in vaftiz hakkında söylediklerini biz biliyoruz, bir kişi tövbe eder, iman eder, Mesih onu kucaklar-ruhsal olarak, böylece Mesih ile tek beden olurlar ve buda suya batırılıp çıkmasıyla sembolize edilmiştir. Eski yaşam geçmiş ve Mesih’te yeni ve sonsuz bir yaşama dirilmiş oluyorlar. Sanırım kilisenin bu tür vaftizi anlaması için tekrar kelama bakması gerektiğini düşünüyorum. Kilisenin bunu kavramaması ve yapmaması aslında trajik bir gerçek! Yenilenmesi lazım. Ve size neden yenilenmesi gerektiği konusunda birkaç neden sayacağım.

Bir:

Günümüzde İsa Mesih’in ölümden dirildiğini,net, toplum huzurunda, ciddi bir şekilde itiraf etmelidir. Ve onların kurtarıcılarının ölümden dirilişine tanıklık eden bu insanlar Rab’bin yüceltilmesi için bunu dile getirmelidirler.

İki:

Kelamın istediği gibi bir vaftizle, kelamda hiçbir ayetin önemsiz olmadığının kabul edildiği ve dikkatlice itaat edildiğine yanıklık ederler. Diyoruz ki bizler vaftiz olduğumuzda “ evet kelam bunu dedi ve bende uyguluyorum” bu nedenle siz bunu yapmakla sade onunla tek beden olmuş olmuyorsunuz aynı zamanda ona itaat ettiğinizin de bir göstergesi de oluyor.

Üç:

kelami bir vaftizle imanlılar kurtulmuş bir kiliseye tanıklık ederler-bu çok önemlidir-. Daha sonra bundan uzunca bahsedeceğiz. Kelami bir vaftizle imanlılar kurtulmuş bir kiliseye tanıklık ederler, buradaki görülmesi gereken nokta şudur, yani bir imadır aslında, bebek vaftizine bizler hep beraber gittik ve hatta zorla götürüldük ve bu tür vaftiz yapan insanlarımız var. Onlar henüz kiliseye bir şey diyemezler, onlar nedir peki buna göre? Onlar hala vaftiz konusunda kafaları karışmış kurtulmamış bir kilisenin üyeleridirler.

Dört:

Kelami bir vaftize inananlar; bütün insani uygulamalardan temel bir reddedişle yola çıkar ve bununla birlikte Apak olan kelamın öğretişinin belirlediği yapılmasının istendiği şeyi yapmalı ve yapılmasını istemediği şeyi de yapmaması gerektiğini anlarlar. Vaftiz doğru olanı kabul etmek ve yanlış olanı is reddetmek anlamına geliyor.

Beş:

Kelamın emrettiği gibi bir vaftizle toplumda ismen Hıristiyan olanlara göre ayırt edici bir yere sahip oluyorsun, kendini onlardan soyutlamış oluyorsun.

Son olarak

Kelamın emrettiği bir vaftizle kilisenin yeni ahitte geçen kelami kilise düzeni ve disiplini ile ilgili yeniden bir giriş sürecine davet ediliyor.

Bu nedenler bunun neden bu kadar önemli olduğunu gösteriyor bize. Ve büyük buyruk bize bunun ne kadar önemli olduğunu açıklıyor-İsa için emir açık ve netti. Sizler müjdeyi paylaşırsınız, iman ederler, vaftiz olurlar ve buna itaat ederler. Hepsi bu!

Biliyor musunuz 1955 –bebekleri vaftiz eden- Anglikan kilisesi vaftiz üzerine bir çalışma gerçekleştirdi. İşte 1955te neler söylendiğini gösteren rapor, “ kutsal kitapta vaftiz ile ilgili her noktaya baktığımızda kişi kendi iman açıklamasını yaparak, yaşayan bir imana sahip olduğunu belirterek ve eski hayatından kurtulduğunu itiraf ederek vaftiz olur. “ bu doğru”! Açık ve nettir ve diyor ki ve yeni Ahitteki yetişkinler için anlatılan ve kelamın içinden çıkartılan bir doktrin referans alınarak kurulmuştur. Yaşayan bir imana sahip olan yetişkin- işte kelamın istediği vaftiz şekli!

O zaman bu çocuk vaftizi denen şey nerden geliyor? Kutsal kitapta buna benzer bir şey göremiyoruz; kutsal kitapta Hıristiyan vaftizinin örneklerini görüyoruz. Neydi bu?  Yetişkin olarak rabbi kabul edenlerin suya batırılmasıydı.

3. üçüncü nokta ise, ben neden çocuk vaftizini kabullenmiyorum. Bu Tanrının İbrahim’le olan sünnet anlaşmasına benzer bir yenilenme değildir.

Lütfen bu noktaya takılıp kalmayın. Durum sizin düşündüğünüz kadar karmaşık bir hal almayacak. Çocuk vaftizi İbrahim’in sünneti yerine, getirilen bir buyruk değildir. Ve şimdi size söyleyeceklerimi iyi dinleyin. Çocuk vaftizi bize şunu der. Bu onun teolojisidir: Eski ahitte bize bahsedilen anlaşmanın sembolü sünnet idi. Bu insanları anlaşmayla tanıştırdı. Bu yüzden buna paralel olarak addedebiliyoruz bunu. Paralel sembol çocuk vaftizidir. İşte yeni anlaşma budur: bu insanları yeni bir anlaşma ile karşı karşıya getirir. Kulağa hoş geliyor. Eski ahitte insanları anlaşma ile buluşturan bir işaret vardı. Yeni anlaşmada, bize ise bebek vaftizi verildi simge olarak, mantık bundan ibaret.

Biliyor musunuz? Bu iki nokta kutsal kitapta hiçbir yerde bir arada bulunamaz ve bağdaştırılamaz. Güzel bir mantık; sadece kelami değil. Kutsal yazılar bu bağlamı asla yapmaz. Buna işaret edecekleri bir tek ayet bile yoktur. Ve buna imalı ya da açık bir şekilde açıklık getiren her hangi bir metin yoktur. Vaftizin sünnetle bağdaştırıldığı ve birleştirildiği her hangi bir nokta, zaman, ya da yer yoktur.

Bu nedenle her hangi bir nokta varsa da eğer bu üretilmiştir. Bu nedenle kelamdan bir destek ya da referans olmadan bunlar eski ahitte olan sünnet anlaşması ile yeni anlaşmada olan vaftizi eşdeğer tutarlar ve bunu iddia ederler. Şimdi kısa bir açıklama yapmamam izin verin ve farkın ne olduğunu açıkça anlayacaksınız.

Doğru, eski ahitte erkek bebekler sekiz günlükken sünnet edilirlerdi. Ama kızlar sünnet edilmezlerdi ve buda bize bu iki kavramın paralel olması konusunda ciddi bir sorun yaratıyor aksi takdirde kızlar bu anlaşmaya dâhil olamayacaklar. Ama küçük erkek çocuklar sekiz günlükken sünnet olurlardı. Ve karşılarına bu çıktı – lütfen dikkatle dinleyin- bu olay onları geçici, dünyasal düşünen bir toplum haline getirdi. Daha önce olduğu gibi onları İsrail toplumuyla karşılaştırdı. Fizikseldi ama geçiciydi. İşte aslı budur.

Yeni anlaşmada fiziksel bir birliktelik vardır. Bir ulusumuz yok; bir vaat edilmiş toprağımız yok. Ve bizler düzenli bir toplum haline getirilmedik, hükmetmiyoruz her hangi bir toprağa. Bizler din adamlarının da önderliğinde değiliz, bir kralımız yok. Biz ruhsal bir topluluğuz. Çok büyük ama büyük bir fark var. Sünnet bir etnik farklılıktı, kimlikti. Sünnet İbrahim’in geçici olan anlaşmasına fiziksel bir dahiliyetten ibaretti. Dikkat edin. Burada her hangi bir ruhsal etkinlikten ya da imadan bahsedilmiyor, hiç bir belirti yok. Çünkü sünnet olanların çoğu – yani sünnet olan Yahudilerden birçoğu cehenneme gittiler. Bunu anlayabiliyor musunuz? Gerçeği ve yaşayan Rabbi reddettiler. Putlara taptılar değimli? İşte İsrail’in tarihi bundan ibarettir. Ve günümüzde yaşayan birçok İsrailli tanrı bilgisinden yoksun bir şekilde mahvolacaklar. Gelecekte İsrail’in tarihinden bahsederken İsraillilerin üçte ikisi aklanacak ve yargılanacaklar ve onun krallığına sonsuzlarca yaşamak üzere girecekler. Yahudilerin birçoğu rabbi tanımadan mahvolacaklar.

Bütün İsrail aslında İsrail değildir. Rab ne demişti hatırlıyor musunuz? Yüreklerinizi sünnet edin. Gördünüz mü, Tanrının onlara verdiği ruhsal sözler ve gerçekler onlara her hangi bir seremoni ya da ayinle verilmedi. Onlara verilen sünnet onları uluslar arasından belirgin kılacaktı. Bu Tanrının İbrahim’e verdiği vaat uyarınca, kutsama altında olan peygamberleri aracılığıyla geçici bir belirti ve etnik bir kimlik ve bu anlaşmaya fiziksel olarak katılmalarını sağladı. Bu dünyasal bir kutsamaydı, kurtuluş değildi. Pavlus’un dediği gibi “ben sekiz günlükken sünnet oldum ve bu gereksizdir, bu benim kurtuluşum için yeterli değildir, ben cehenneme gitmek üzereydim ve ben sünnet edildim.” Filipililer 3.

İbrahim’in soyundan doğan bir insan fiziksel olarak geçici ve harici bazı imtiyazlara sahipti; başka bir üstülüğü yoktu bunun onlar için. Ve şimdi yeni antlaşmaya baktığımızda bu tamamen farklıdır. Burada fiziksel bir birliktelik söz konusu değildir. Ve bizlere geçici ve dünyasal bir şey yapıştırılmadı-bizlere toraklar veya kutsal bir yer vaat edilmedi. İbrahim’in yasasının altında dünyaya geldiğinizde dünyasal olarak bu anlaşmaya bağlısınız dünyasal ve doğal bir bağ ile bağlanmış olursunuz ve bunun fiziksel belirtisi olarak ta sünnet edilirsiniz. Ama sanki israilde hala inanılan bazı kalıntılar var değil mi? Onlar kalıcı ve ruhsal bir kutsamanın altına girdiler.

Ama yeni ahitte şu var, sadece iman edenler var ve Mesih’e tövbe ve iman ile gelen insanlar var. Bu aslında benzer şey değil. Ve kesinlikle hiçbir bağlantı yok. Yeni ahitte geçenlerin tamamı imanlıdırlar. Yeni ahitte bahsedilenlerin tamamı Tanrı’yı tanırlar, eğer ilk kilise vaftizin sünnetin yer değişmiş hali olduğunu kabul etselerdi- o zaman neden biz yeni ahitte buna hiç rastlamıyoruz.

Ve neden ortalıkta dolanan ve sünnet olmanız gerekiyor diyen Yahudilere karşılık olarak Pavlus “ hey siz insanlar artık sünnetin devri bitti, vaftiz onun yerini aldı, bizler bebekleri sünnet etmiyoruz onları biz vaftiz ediyoruz” demedi. Bu kurala ve Yahudilerin inandığı bu emre tek bir ayetle son verebilirdi. Şimdi, elçilerin işleri 15te bahsedildiği gibi neden Kudüs’e gidip saatlerce sünnet hakkında tartışma gereği duysunlar. Ne yapmamız gerek? Neden biri de ayağa kalkıp “ ah hayır. Bu artık son buldu ve bebek vaftizi bunun yerini aldı demedi? Bu asla denmedi ve kimsede diyemez bunu.

İbrahim’in anlaşmasının benzersiz bir özelliği vardı. Size kazandırdığı tek şey sizin İsrail olduğunuzu belirginleştirmekti. Sünnetin kazandırdığı ikinci bir şeyi daha vardı. Bunun fiziksel bir yararı vardı. Ve şimdi modern çağımıza gelene kadar, dünyada boyun kanseri ve diğer birçok kanser türlerine en az rastlanan kadınlar Yahudi kadınlarıdır, çünkü sünnet birçok hastalığın geçmesini engelliyor. Tanrı bunun Kendi halkı arasında bir koruyucu olacağını biliyordu çünkü bu onun onlarda gösterdiği ve göstereceği yüce planının bir parçası olarak onları korumak istedi. Ayrıca bu onların içsel olarak temiz olmalarının gerekliliği konusunda bir belirtiydi, bu sadece buna bir belirtiydi. Ama bu sadece sizin ırk olarak belirginleşmeniz için verildi bu sizi kurtaramadı. Buna paralel olabilecek ya da denk olabilecek bir şey yok yeni ahitte. Ve sizi dünyasal olarak bir araya getiren bir belirti yok ırk olarak seçilmek gibi. Yeni ahitte sadece imanlılar var ve bunlarda sadece anlaşmayla sabittir.

Yeremya 31:34 yeni ahitten bahsediyor. Ne dediğine kulak verin. Burada Yeni Ahit’in belirtileri var. “ beni tanımaları gerekiyordu. “işte fark buradadır. Eski antlaşmanın altında hepsi tanrıyı tanımadılar. O’nu tanımadılar. İsa geldiğinde ne dediğine dikkat edin, hatırlayın “eğer babamı tanısaydınız, beni de tanıyacaktınız” değil mi? “ babamı tanımıyorsunuz ve böylece beni tanımıyorsunuz”

Yeni ahitte herkes Tanrı’yı bilir. Eğer siz Tanrı’yı tanımıyorsanız ve Tanrı’ya giden yolun İsa Mesih aracılığıyla olduğunu bilmiyorsanız yeni ahitte de yeriniz yoktur. Bunun anlamı ise yeni ahide iman edenlerin tümü Tanrı’yı muhafazakâr bir şekilde tanırlar. Yeni ahitte anlaşmanın ortakları olan kişiler sadece kurtulacaklarla sınırlıdır. Yeremya peygamber burada dramatik bir cümle kurar. Diyor ki “ üzerinde yasanın izini taşıyan birçok ulusun yasanın buyruklarının altında olduğunu biliyorum ve kelamda ve eski ahitte birçok ulus vardı ki Tanrı’yı tanımıyorlardı. Fakat yeni antlaşmada, iman edenlerin hepsi Tanrı’yı bilecekler. Bu ayırt edici bir özelliktir. İşte bu son noktayı koyar. Sünnet hiçbir zaman hiç bir şeyin ruhsal bir sembolü olmamıştır. Vaftiz, anlaşmadaki kurtuluşa erişebilmek için Tanrı’nın bize imandan kaynaklanan lütuf ile vermiş olduğu ruhsal bir sembolüdür.

4. şimdi size çocuk vaftizini reddetmemin dördüncü nedenini açıklamama izin verin. Çocuk vaftizini kilisenin doğasına uymadığını düşündüğüm için kabul etmiyorum.

Bundan en başta biraz bahsetmiştik. Çocuk vaftizi kilisenin doğasın içerisinde görülecek bir şey değildir. Bu mecazi anlamda Pandora’nın kutusunun açmamıza benziyor. Bu noktada birçok karmaşa vardır ve tartışılmalıdır.

Bu problemi eğer siz çocuk vaftizini reddetmiyorsanız çözmeniz imkânsızlaşır. Demek istediği maslında: mesela sizin kilisenizde örneğin Roma Katolik kilisesinde milyonlarca milyon vaftizli insan var. Vaftizlerinde ise vaftizin onları Rab’bin krallığına yönlendirdiği açıklanıyor.

Onlar kilisenin bir parçası mı? Kilise bu insanlardan sorumlumu? Bizler iman etmeyen insanlara çobanlık etmek zorunda mıyız? Bu kalabalığın büyük bir çoğunluğu Tanrı’yı tanımıyordur ve Mesih bilgileri yoktur. Bu kalabalıktan milyonlarcasının kilise ile bir şekilde bağlantıları yoktur. Sadece kendi hayatlarını yaşarlar… Onlar hala kilisenin bir parçası mıdırlar? Bu insanlara çobanlık etmek zorun damıyız? Onları terbiye etmek zorunda mıyız?

Görüyorsunuz, nasıl ki vaftizcik kurtarılmış kilise mantığını yerle bir ediyor. Bu kesinlikle rabbe iman ikrarı ile rabbe gelmiş olup vaftiz olanlara karşı kati bir saldırıdır. Şimdi elimizde ucu bucağı belli olmayan, evrensel ve tanımlanması imkânsız bir kavram var ilgilenmek bir tarafa görünür olan kiliseyi görünmeyen olanlar karıştırıyor ve buda pek faydalı değildir. Agllikan Lutheran, Katolik ya da presbiteryen olsun adına her ne derseniz deyin bir kiliseden biri bebek olarak vaftiz oluyorsa ve bu onları kurtarılarak tanrının krallığına koyuyorsa ve yaşamlarıyla kilisenin içerisine putperestler olarak günahı sürüklüyorlarsa onlar gerçekten kilisenin bir parçası olabilirler mi? O zaman kilise ne demek oluyor? Kilise kurtulmadı mı yoksa?

Gördüğünüz gibi bebek vaftizi aynen israilde olan şeylerin aynısının devamıdır. Elinizde bir sürü sünnetli ama Tanrı’yı tanımayan insan var. Ve diğer taraftan elimizde Tanrı’yı tanımayan bir sürü vaftizli insan var. Eğer bu iki örneği karşılaştırırsak aynı sonuca varacağızdır. İsrail’den farklı olarak gerçek kilise- İsrail bir insan grubuydu ve dünyasal bir ulustu aynı zamanda, gerçek kilise ise imanlıların ulusudur. Eğer bazıları bebek olarak vaftiz ediliyorsa ve eğer onlar 12 yaşında ya da üstünde oldukları değillerse ve eğer Tanrı’yı birebir olarak tanımıyorlarsa ve Mesihte olan kurtuluşa ve lütfe sahip oldukları düşüncesi yok ise onlar kurtulmuş bir kilisede değillerdir anlamı çıkar.

İşte bu noktada büyük bir kafa karmaşa var: kilise nedir? Ve bebek vaftizi bunu tamamen bir kargaşa şeklinde dünyaya yayıyor ve dünyanın dört bir yanında Tanrı’ya karşı küfür eden ikiyüzlü, bebekken vaftiz edilmiş yetişkinler vardır. Bunlar kilisenin içerisinde değillerdir. Bunlar kiliseden sayılmamalıdırlar ve bebek vaftizinin onları kurtaracağına inanan insanları kurtuluş değiştirmeyecektir.

Şimdi diyorsunuzdur madem öyle o neden hala orda duruyor? Şimdi bakın size açıklayacağım. Çocuk vaftizi sistemi Avrupa’da süresi uzatılmış mutlakıyetçi bir zihniyetin kullandığı bir sistemdir.

Şimdi size o tarihten kısaca bahsetmek istiyorum. İşte size neler yaşandığına dair bilgiler. 1500 yıllara Katoliklik damgasını vurur. 1500 yıllarda reform yaşanır. Katoliklik kendi gücüne güç katmıştır. Geriye gidildiğin 4. yüzyılda Constantin (M.Ö325) yıllarında damgasını vurur; Hıristiyanlığı resmi din ilan eder ve Hıristiyan olmayan diğer insanlara zulmetmeye başlar-bu bir çeşit düğmeye basılıştır aslında. Hıristiyanlar için iyi bir dönem gibiydi aslında ama kısa bir zaman sonra her şey değişecektir ve ciddi bir hal alacaktır.

İnsanların üzerinde büyük bir güce sahip olmanın tek yolu insanların üzerinde dini kullanarak onlara karşı kullanılabilir hale getirmektir ve böylece Kutsal Roma İmparatorluğunun resmi dini olan Hıristiyanlık olarak benimsettirilmiştir ve M.Ö 325 ten sonrasında ise Roma İmparatorluğu Kutsal Roma İmparatorluğu olarak tanınmaya başlıyor. Ondan sonra kararı şudur, bu roma sistemi kavramına herkesi dâhil etmektir. Bu büyük bölge içerisinde yaşayan her halk bu siste katılmak zorunda bırakıldı ve böylece her kes vaftiz olmalıydı ve işte bebek vaftizinin yoğunlaştığı bir dönemde kabul görmesinin ve başlamasının nedeni budur. (üçüncü ya da dördüncü yüzyıl dönemlerinde)

Bebek vaftizi kavramı kabullenilmiş oldu. Bebek vaftizi aynı zamanda krallığın gücüne hizmet ediyordu ve nasıl olsa göksel egemenlikte bulunanların hepsi o ülkede bulunanlarla aynıydı. Herkes kilisedeydi artık ve böylece kilise büyük bir dayanışmanın içine girmiş oldu kilisenin ve hükümetin bir olması konusunda bir yasak yok aksine destekleyici maddelerde var, kilise ve askeriye bir olacaktı, kilise ve siyaset bir arada olacaktı… Ve böylece Tanrının büyük kulübünü herkesin üstünde rahatlıkla kullanabilecekti.

Böylece tanrı dünyaya Roma İmparatorluğunu kendi ağzından konuşsun diye seçti. Herkes vaftiz edilerek din değiştirilmiş, vaftiz ettiği bir yakını olan herkes bu olayın içerisindeydi. Ve bu ağır birlikçiliği alıyorsunuz, büyük imparatorluk kendisini bin yıllarca devam ettirebilecek. Biliyorsunuz bu aslında takdire şayandır. Büyük Babil krallığı, ilk imparatorluk, iki yüzyıl sürebildi. Medler ve pers krallıkları iki yüzyıl sürebildi. Bu dünya krallıkları ve sonra yunan krallığı geldi üçüncü dünya ortaya çıkmış oldu ve oda iki yüz yıl sürdü. Ama roma imparatorluğu binlerce yıl sürdü! Aslında binlerce yıldan fazla başarabildiler çünkü onlarda monoteistik bir yapı vardı ve çocuk vaftizi buna anahtar olarak görülüyordu çünkü bu sistemde her kes vaftizli idi bu nedenle tanrı onların yetkisi idi ve onların bu sistemdeki güçlerini kullandı ve roma Katolik kilisesi bu güce sahip oldu.

O zaman reform gelince bizler ne kazanmış olduk… Şimdi birden bire aniden, Protestanlar çekilse ve bir avuç kalsak, bir nevi basit ve zayıf Hıristiyan topluluklar haline gelsek ve aşırı derecede güçlü hissetsek. Reform biraz moment, yer ve güç kazanmak üzereydi. Birçok insan bu reformun içerisine girdi ve aynı güçten onlarda istediler. Onlar buna nasıl kavuşacaklar peki? Onlar kendi insanlarını nasıl bir araya getirecekler.  Roma imparatorluğuna kafa tutan bir eyalete nasıl sahip olacaklar. Sizin bir toprağınız var ve bu toprak Katolik bir yer Fransa gibi mesela- böylece Almanya Fransa’ya karşı koymak için nasıl bir yol sergileyecek, onlarda bir dayanışma yoktur ve böylece karar verirler.” Tamam, bizim kendi bölgemizde kendi kilisemiz olsun ve burada herkesi çocukken vaftiz edeceğiz,”. Böylece sizinde reforma dayalı bir kiliseniz olmuş oldu geliştirilmiş ve siyasi bir etkinliği olabilecek bir kilise içeriden dayanışmayı sağlayabiliyorsun sebebi ise Almanya’da ki roma Katolik kilisesine bağlı olan bu kiliselere kafa tutabilmek.

İşte çocuk vaftizinin tarihçesi budur: onun politik gücünün eseri. Mutlakıyeti savunanların süresi uzatılmış bir ülke gücü olarak algılıyorlar. Kilisenin kesin sistemi, ulusal hâkimiyet, güç ve beraberinde getirdiği gereklilikler, bunu kabul etmeyenlerin girdikleri işkenceler. Buna sahip olmak istemeyenlerin söyledikleri bir şey var “ biz buna inanmıyoruz. Biz kutsal kitabın bebek vaftizini öğrettiğine inanmıyoruz bunu reddediyoruz ve bizler imanlı vaftizine iman ediyoruz. Onlara ana babtistler diye isim verildi ve onlara işkenceler edildi.

Eyalet kilisesi vicdanın bireye olan hakkını reddetti ve toplamada, özgürlük düşüncelerini reddetti ve düşünmelerini engelledi. Böylece hükümet bunu yaparak bir birliktelik ve dayanışma oluşturacaktı ve bu güçle Katolik kilisesine karşı dimdik ayakta durabilecekti. Böylece eyalet Hıristiyanlık sistemi ortaya çıkmış oldu: Katolik bölgeler Hıristiyanlığı, eski Protestanlar, lutheranlar, reformcular, eyalet Hıristiyanlığı.

Şimdi başlangıçta, lutherin ulvi bir ideali vardı. O bir şeylere karşı idi. Ve hayal değildi kiliseler özgürlüklerine kavuşacaklar ve kilise Hıristiyanlığı olacaktı. Ve gene dediğine göre bu kiliseler dünyasal olarak değil ruhsal olarak güçlenecek kelam ve ruhla donatılacaklardı. Ve bizlere kişinin hayatını etkileyen ve yaşam standardını ortaya koyan tek şey vardır oda kelamın kendisidir. Bizler yaşamlarımızda kelama dayanacağız ve rehber olarak ta sadece onu alacağız dedi. Luther dedi ki “ diyorum ki tanrı asla zorunlu hizmet istemez ve birilerinin zorla iş yapmasını istemez. Bunu belki yüzlerce defa anlattım. Tanrı zorlama bir hizmet istemez. Kimse kendini bun zorlanıyormuş gibi hissetmesin. Fakat insanın ruhu sonsuz ve sınırsızdır yani dünyada olan geçici her şeyin üstündedir. Bu nedenledir ki sonsuz bir söz ile kelam anlaşılmalı ve yönetilmelidir.

Kardeşim, haklı değimli o? Sadece kelam… Sadece kelam. Ne papa, ne bir kardinal, neden her hangi bir kimse Hıristiyan bir insan üzerinde hak iddia edemez ve rızası olmadan hakkında bir hece dahi sarf edemez, tüm bunlar ruhsal bir zorbalıktan ileri gelmektedir. Bu doğruydu. Luther haklıydı. 1527 lerde saklandı ve geri geldi ve çocuk vaftizine de ve aynı zamanda eyalet kilisesi düşüncesine sıcak baktı. Ve eyalet kilisesi güçle büyümeye devam etmektedir ve gerçek kiliseyi artık gömmüştür ve reform kaybolmaya başlamıştır.

Kelama dayalı bir kilise sistemi ve binası bulunmuyordu, çünkü onlar baskı altındaydı. Onlar İngiltere’de addedildikleri gibi conformist olmayanlar ( geçerli kurallara uymayanlar) olarak addedildiler. Eyalet kiliselerini tehdit ediyorlardı. Çocuk vaftizi gördüğünüz gibi, eyalet kiliselerini kurtardı ve onlara iyi hizmet etti, tıpkı roma Katolik kilisesinde olduğu gibi dayanışma adı altında herkese nüfuz edebilecek bir konuma geldi ve tanrının klubü olarak bu gücü onlarda insanlarda kullandılar. Bunlar kendi aralarında bile savaştılar bazen Protestanlar Protestanlara karşı savaştı. Eyalet kilisesi kocaman bir ağaç gibiydi dalları her tarafa yayılan bir ağaç, fakat kökten çürümüş bir ağaç meyvesiz ve gerçek kiliseye müsamahasız bir ağaç.

Bu nedenle Avrupa’da bugün, gerçek Hıristiyanlık çok ama çok az yerde görülebiliyor. Gömülmüştür adeta bu sadece Fransa’daki Katoliklik sisteminde değil lutherin kendi evi olan ve Protestanlık olan Almanya’da bile bu gerçek hala vardır. İşte bu nedenle çocuk vaftizini geliştirdiler ama bunun temelleri kelamda asla bulunmaz ve bulunduğu içinde değildir. Bu papalığın siyasi olarak Protestan kiliselere olan etkisinden dolayı kaynaklanmaktadır. Eyalet kilisesi ve kelami Hıristiyan kiliseler her zaman olduğu gibi gene bir birine karşı olacaklardır. Gerçek kilise bu dünyadan değil ve gerçekten iman etmeyenlerle bir birliktelikleri söz konusu değildir.

Size Hitler’in stratejilerinden birinden bahsedeceğim.-size bunu daha öncede anlatmıştım- hitler herkesi kilisenin birliği altında toplamanın ne demek olduğunu biliyordu ve nasıl bir güç çıkacağını da iyi biliyordu ve mecazi anlamda Almanya’daki eyalet kiliselerini çiğnedi. Adolf Hitler bunu yaptı ve tamamen kendisine uyarladı ve buna uymayanları ya öldürdü ya da işkencelere maruz bıraktı. Dietrich Bonhoeffer gibi bu sisteme karşı duran ve gerçek kiliseye inanan insanlar toplama kampına yollandılar ve orada infaz edildiler. Hiç bir bağlantı yoktur bunda yani ilahi kelami bir bağlantı yoktur bunda yani rabbin gerçek kiliseleri ile eyalet kiliseleri arasında her hangibirbağ bulunmamaktadır. İsa dedi ki “ Gerçek kilise” “bu dünyadan değildir” ve imanlı olmayanlarla bir bütünlük sağlamaz ve ve içinde değildirler. Çocuk vaftizi bu eyaletsel bölgesel güce çok iyi hizmet etmektedir. Gerçek kiliseyi korkunç derecede şaşırtmaktadır. Ne luther nede Mlenachthon iki büyük reformist anababtistlere karşı olan bu saldırılara ve ulusal kiliseyi reddenlere karşı durdular. Ve aynı zamanda bunuda düşündüler, ikinci defa vaftiz olan kişiler tamamen bir sapkınlık içindedirler-bu onların o günlerde söyledikleri şeydi. Strasbourg reformcularından biri olan Matthias Zell şunları söyledi, “ her kim mesih isayı Rabbi ve kurtarıcısı olarak kabul ederse, her şeye rağmen, bizimle aynı sofrayı paylaşırsa bende onunla aynısofray göklerde paylaşacağım” haklıydı ve uygulanan temele karşı çıkacaktı.

Çocuk vaftizi, ve kominyon, bunları roma katolik kiliselerinde ve bazı protestan kilise çevrelerinde  görebilirdik. Bu ikisi imanlılar ve imansızlar arasında bir zıtlığı ortadan kaldırır yani kilise ve dünya ile. Bu nedenle bunun gibi şeyleri kilise olarak reddetmeliyiz. Kilisenin doğasının bozulmuş olduğu gibi vaftizinde uygulanması aynı zamanda bozulduğunu da görüyoruz. Sanırım anlatmak istediğim noktayı anladınız.

5. en son bakacağımız nokta ve sonrada sizi azad edeceğim. Çocuk vaftizi kutsal kitapta yer almaz.

Kelamın içinde bulunmaz. Belkide bu hepsinden daha önemli bir noktadır. Diyordunuz “ bir çocuk vaftiz olursa ne olur?” size heidelberg kateşizminde neler yazdığını okuyayımmı? Işte bu çocuk vafizini tarif eden büyük alman kateşizmidir. Işte orda anlatılanlar. “ evet onlar için” çocuklar için konuşuyor “yetişkinlerin tanrının yasasına mesihin kilisesine ve mesihin kanına ve günahtan kurtuluşa ve kutsal ruha uygun yaşamaları gerektiği gibi sizinde yaşamanız gerekiyor”. Ve demek oluyorki gerçekten çocuklarda bu iman açıklmasıın içinde yer alan mantığa göre Tanrının anlaşmasına sadık kalmalıdır onun kilisesine bağlı kalmalı Mesihin kanının kazandırdıklarını almalı günahtan kurtuluşa iman etmeli ve Kutsal ruha iman etmeli ve almalı ve imanı tam olmalı.

Bu nedenle, onlar gerçekten vaftizi bir anlaşmanın işareti olarakmı gördüler, Hıristiyan kiliselerinden bağlantısız olmak, ve eski ahitte yer alan sünnete benzer olarak anlatılan ve sembollerde paralellik arayan bu mantığa karşı çıkarak ayıran bir mantık gereklidir burada. Bağlantıyı görün lütfen? Mantıksız ve saçma bir bağlantı? Ama onlar hala kilisede olduklarını söylüyorar bu tür insanların.

Bu sınırı bile aşarlar. Luther en sonunda bunu teyid edercesine konuşuyor, çünkü kurtuluş imanla kazanılır… onlar diyorlarki “ tamam, bir bebek nasıl kurtulabilir o zaman madem iman edemiyorsa?” en sonunda luther o bebeklerin zaten imanlı olduğunu beyan eder. Onun buna imanı vardı. Ve dediki “ çocukların vaftiz olmaları lazım olabilmeleri için iman edebiliyor olabilmesi lazım, ve iman etmiş olması lazım” bu ailelerin onların yerine kefaleteniman etmeleri ile sağlanacak bir şey değildir. Luther buna kesinlikle karşı çıkar. “ imanı eden çocukların kendileridir.” Der.kimisi derki “ bunasıl mümkğn olabilir. Kutsal Ruh nasıl olurda bizim iman etmemiz için yardım eder. Kutsal vaftizle çocuk kutsal ruh ile dolar kutsal ruh bu yenidendiriliş banyosunda gelir ve onu doldurur? Ve bizimde üzerimize bolca dökülür. Bazıları buna “ bilinçsiz iman” adını verirler ve bazıları da buna vekâleten iman adını verirler.

Her halükarda, bu kesinlikle kelamın bize öğrettiği kişisel iman gibi değildir bu değil mi? Reformun en büyük belirtisi sadece iman solası ile birlikte kişisel bir tövbe ve arınmadır. Bir bebek bunu yapamaz. Bebekler iman edemezler. Bebeklerin vaftiz olmalarına gerek yoktur ve buna her hangi bir katkıları yoktur tıpkı eski ahitte buna her hangi bir katkıları olmadığı gibi, sekiz günlük bir bebek sünnet olduğunda ne olduğunu anlamaz ve her hangi bir katkısı olmaz bu ritüele. Ve bebeklerde vaftiz törenine bir katkıda bulunamazlar. Ve eğer siz gerçekten sünnet olan bir bebeğe sorabilseydiniz bunu kesinlikle buna karşı çıkardı. Ve vaftiz olan bir bebek her hangi bir ruhsal kazanç sağlamaz ve onun için ruhsal bir anlam da ifade etmez. İman, lütuf, kurtuluş, yeniden diriliş ve kiliseye girebilmek kavramlarında karmaşık bir bakış açısına sahip oldular. İmanın kelamına söylemeğimiz bir şey yoktur elbette. Bu nedenle bunu bir soru olarak sorabilmeliyiz.

Tırnak içerisinde 25 tane cümle yazdım bunlar sorulan sorular ve cevaplarıydı.” Bir bebek vaftiz olursa ne olur. “Vaftiz”, onlardan biri der ki. İçimizdeki kutsal ruhun yeniden doğuşudur “wow”. “kutsal ruhun hizmetinin yenilenmesini sembolize eden kutsal ruh hizmetidir. “imanlıların çocukları anlaşmanın doğru varisleridirler.“ bu onların kurtuluşlarının tasdik edilmesi ve buna şahit olunulmasıdır.” Bu imanla aklanma doktrini gibi birçok konuda kafa karışıklığına neden olmuştur. İnanabilecek olgunlukta ve yaşta olanlar iman edebilir ve anlayabilir. Değil mi?

Aslında söylenecek o kadar söz var ki daha söylenmesi gereken ama zannedersem siz mesajımı aldınız. Dua edelim.

Dua:

Baba biz bu tasarıları düşündüğümüz gibi, bazıları bunu akademik bir egzersiz olarak algılayabilir; gerçek şu ki bizler senin kilisenin kelama uygun bir yaşam yaşamasını istiyoruz ve böylece senin bizleri çağırdığın yaşam gibi bir yaşam yaşayabiliriz. Rabbim kelamının açık ve net olduğu için sana teşekkürler. Biz hala bu konuyu savunan birçok halkları ve toplumları seviyoruz rabbim. Baba bizleri farklı olan ve uygulamamamız lüzumsuz olan birçok şeyden koru ve onları da bu şeyden kurtar diye yakarıyorum. Mesih ile bir olduğumuz gibi senin de vaat ettiğin gibi bizlerde bir olabilelim. Rabbim kilisende çalış ve onların yüreklerini onar ve onlarında bu mesajı görmelerini sağla ki kelamında anlattığın ama görmedikleri doğruyu yanlıştan ayırt edebilsinler. Kelamına itaatkâr bir yürek yarat bizde. Sana İsa Mesih’in yüce ve diri adına yalvarıyoruz. Âmin.

John MacArthur

Bu Metni, Değerli vaktini ayırarak İngilizceden Türkçeye çeviren Tekin OĞUZ (Daniel) kardeşimize teşekkür ediyoruz.

OrhanANT

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir